Yüzlerce yazı, binlerce fotoğrafın olduğu arşivimi yedekleme çabasındayken 8 yıl önce yazdığım bir yazım gözüme takıldı. Okurken hem gülümsüyor, hem yazının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyordum..
Çünkü önüme çıkan aşağıdaki yazıyı bir kez daha yayınlamış ve bugün üzerinden 8 yıl geçmesine karşın anlattıklarımın sanki bugünü yazığını bir kez daha anlıyordum.
Evet 3 yıl önce '5 yıl önce..' diye başladığım ve bir kez daha yayınladığım *Kürdistan mı, Özerklik mi? başlıklı yazımı yeniden okurken benim gibi okuyanlar gibi okumayanlarda okusun diyerek..
Ve Bahçel'nin meclis kürsünden yaptığı iki konuşmasını üçlemeyip, sustuğu bir zamanda muhatabın kim olduğu da tartışılan ülkenin ana sorunlarından olan Kürt Sorununa mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bakışını ve başarısını anlatan aşağıdaki yazıyı okurken Bahçeli'nin bile muhatabını işaret ettiği bu önemli sorun gündeme gelince şahinden daha şahin kesilen sözde güvercinler olan ama asıl bu sorunun önündeki en büyük engel olduklarına gün geçtikçe inandığım faşodan daha faşo dediğim ulusalcılar da okur diyerek işte o 8 yıl önce bugünü anlatan yazım diyorum..
*Kürdistan mı, Özerklik mi?
5 Yıl önce ele aldığım bir yazımda aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülke içinde olduğu gibi dünya siyasetinde iyi bir satranç ustası olduğunu kabul etmek gerekir dediğimde, birileri 'haydi oradan' demiş ve beni Erdoğancılıkla suçlamışlardı.
Ama ülke içindeki seçmeni 22 yıldır ikna edip, 2023 yılına kadar bir 5 yıl daha iktidar olup, bugüne gelmeyi başaracağını 5 yıl önce aynı başlıkla ele aldığım o yazımın ne kadar haklı olduğunu bugün daha iyi anlıyorlar, hala anlamak istemeseler de..
Bugünkü dünya liderlerinin en kıdemlisi yani en uzun ömürlü lideri olduğunu belirten aynı Erdoğan, dünya siyasetinde de kazançlı çıkan adımlar atmakla usta bir siyasetçi..
Bunun en son örneği dünyanın jandarması olan Amerika'ya rağmen Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi almasını ve ülkemizin yanında dünyayı da zora sokan adımını gösterebiliriz.
Gerçi ben şahsen bu anlaşmanın yani Rusya ile olan S-400 füze savunma sistemi anlaşmasının ABD'nin Irak ve Suriye'deki Kürtlere verdiği desteği geri çekmesi için bir blöf olduğunu düşünmüştüm o yazımda
Ama öyle düşünenlerden olsam da ABD'nin hala devam eden ve Irak'tan sonra Suriye'de de özerk bir Kürt bölgesi oluşturma projesinden yani BOP'dan vazgeçmemesi sonucu S-400'leri alan Erdoğan'ın kendisinin iktidarını yıllardır ayakta tutan satranç denklemini en iyi şeklide oynamaya devam ettiğini bir kez daha tekrarlarım.
Her ne kadar ABD'nin o zaman Erdoğan'a S-400'leri satan Rusya'ya ekonomik ambargo koyup, Türkiye'nin de içinde bulunduğu NATO ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile ticaret yapmasını engellemeye çalıştıysa da ve benim o zaman yani 5 yıl önce bu durumun ne gibi sonuç doğuracağını da merak ettiğimi belirtmiş olsam da asıl filmin Kürtlerin başında döndüğünü, bugünde kabul etmek gerekir..
Çünkü aynı ABD Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi alan Türkiye'ye inat Kürtleri daha hızlı bir şekilde silahlandırmaya devam ederken, birileri de Irak'tan sonra yeni gelişmelerin yaşandığı PYD'li Suriye'ye kendi istekleri ile gidip, geride bıraktığı sığınaklara yükselmeye devam eden dolarlarla alınan bombaları yağdırmaya devam eder..
Ve tüm bunlara rağmen benimde inanmadığım anketlere karşın 'Vatan-Millet-Sakarya' edaları ile hala destek Erdoğan'a %40 gibi büyük bir oranda destek vermeye devam eden Türk kamuoyu da sessizce silahlandırdığı bölgede yarın yaşanacakları anlamadan iç siyasi konulara başını gömmüşe benzer..
AK Parti Genel Başkan Yardımcısının yardımcısı olan Ardahan Milletvekili Orhan Atalay'ın yanı sıra CHP Ardahan Milletvekilinin Barzani’nin Kürdistan çıkışı ile ilgili olumlu bakış olarak sayıla bilinecek açıklamalarından da anlaşılan Başkan Erdoğan Irak'tan sonra Suriye'de kurulacağı öne sürülen Kürdistan senaryosu içinde yeni bir hamlesi kalmasa da hala iktidarda ve hala ülkenin başında olması da en iyi satranççılara taş çıkarmıyor mu?
Osman Öcalan'ın ülkede gömülmesini görüşeceklerini belirten Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın buradaki hesabı ülkeye sınır olan İran üzerinden o bölgedeki Kürtlere şirin görünüp, BOP'un Kürdistan projesini engellemektir.
Yani o dönem beş yıl önce yazdığım gibi aynı Erdoğan'ın direk milyonlarca Kürdün yaşadığı Türkiye üzerindeyse yine PKK’nın bir kolu olan PEJAK’ın tetikte olduğu İran üzerinde bu referandumun önüne geçmeyi planladığı ve bölgede Kürdistan adlı bir ülkeden çok Irak’ın merkezi hükümetinde bağımlı Özerk Bir Kürdistan’a razı olduğunu da gördüğümü anlatmıştım.
Ama asıl sorunun ‘belini kırdık’ denen PKK’nın bir kolu olan ve ülkeden çekilen PKK’lıların katılımıyla, ABD’nin yerden uçak vuran füzelerinde olduğu silahları ile her gün biraz daha güçlenen YPG olduğunu bilen, gören Başkan Erdoğan ülkede PKK’nin üzerinde çokta etkisi olmayan Barzani’den çok ABD’nin önüne ‘Bak sen öyle yaparsan bende Rusya, Çin ile temasa geçer böyle yaparım’ demeye çalışmakta.
Başkanın bu yöndeki hamlelerinin bugüne kadar Türkiye hakkında ne olumlu ne de ciddi bir açıklama yapmayan ve Başkan Erdoğan gibi her an ne yapacağı çokta bilinmeyen o dönemin başkanı Trump’un hamlesine ve bölgedeki küçük Amerika denen İsrail’den sonra ABD'nin bugünkü yönetiminden de tam destek geldiğini de görmekteyiz.
Peki, Kürdistan diye bir ülke kurulur mu?
Bence insan hakları, demokrasi, bölgede akan kan, bağımsızlık da ikinci planda..
Her şey Ortadoğu'da çıkan siyah petrol, para ve silah pazarına ve parasal karına bağlı.
Haydi Erdoğan'dan sonra ekonomik krizinde etkisiyle seçim varmış gibi mitinglere başlayan sayın muhalefet...
Hamle sırası kimde ise oynasın..
Evet, sekiz yıl önce yazdığım ve önce '5 yıl önce..' diyerek bir kez daha yeniden yayınladığım bu yazımın üzerinde bugün tamı tamına 8 yıl geçmiş ama anlattıkları sanki bugün yaşananları anlatmamış mı?
Onu da siz değerlendirin..








