Onca ‘Artık uyanın’ diyenlere rağmen hâlâ uyanamadıysanız da olur ya bugün uyanıp (!) bilgisayarın başına geçseniz ve googel amcaya, yapay zekaya ya da tüm arama motorlarına aşağıdaki gibi bir soru sorsanız sizce nasıl bir cevap verilir?.. Ve hâlâ uyanmamış, yılardır yazdığımızı ne anlatmaya çalıştığımızı anlamamışsanız bir kez daha okuyun ve sizde sorun derim.. Yani, başta Ardahan’ı Karadeniz’e bağlayan Sahara dağında açılacağı söylenen tünel olmak üzere 50 yıldan fazladır bir türlü bitmeyen bu yetmedi, ’50 yıldır niye bitmiyor?’ diye sorulduğunda ise bizzat Ulaştırma Bakanlığınca ‘Öyle bir yol yok’ denen ‘Ardahan-Ardanuç yolunun bir türlü bitmemesinin, ülkenin ve bölgenin sorunlarının çözülmemesinin nedeni ve sorumluları, suçlular kimlerdir, hangi kurumdur.. Ve 25 yıldır hangi parti iktidar ve şu an kimler bu iktidarın Artvin milletvekili kimdir?’ diye bir soru sorsanız şöyle bir cevap verilir..
İşte size verilecek cevap!.. Yukarıda sorduğunuz sorunun cevabı aşağıda aynen şöyledir.. Artvin milletvekili Faruk Çelik’tir.. Çelik, Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucular Kurulu Üyesi. 21, 22 ve 23. Dönemde Bursa Milletvekili seçildi. 24. Dönemde Şanlıurfa Milletvekili seçildi. 60. Hükümette Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Devlet Bakanlığı görevine getirildi. 61. Hükümette yeniden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak atandı. 62. Hükümet’te Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Çelik, 64. Hükümet’te Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak görev alan ve şu anda iktidar da bulunan AK Parti’nin Artvin Milletvekilidir.. Peki bu cevabı okuyan birinin, ‘Artvin’de Şavşat Deresi’ne uçan kamyonetteki baba ve oğlunu arama çalışmaları sürerken, AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik bölgedeki yol yapımını tıkayan yüklenici firmaya adeta ateş püskürdü. Şavşat yolunun bahar aylarında ‘ölüm yoluna döndüğünü belirten Çelik, 10 yıldır inşaata başlamayan firmaya seslenerek, “Artvinli bir açmazın içinde, artık yeter! Ya bu barajları yapın ya da defolun gidin” dedi.’ şeklinde ki sözde isyanı ve de samimi olmayan açıklamasını okuduğunda ne der? Bilmem ama bir Ardahanlı olarak önce, ‘Bir çok akrabamızın, dostumuzun olduğu, Adil Kurtel yetmedi Saffet Kaya gibilerinin milletvekilliği yaptıkları ve Artvin’den çok daha yakın olduğundan, sağlık hizmetleri başta olmak üzere bir çok ihtiyacını günü birlik olarak karşıladığı, Artvin’den çok her gün geldikleri Ardahan’a Şavşat’ın ilçe olarak bağlanması gerekir..’ derim.. Ve yıllardır bitirilmeyen Ardahan-Ardanuç yoluna alternatif yol olan Ardahan-Şavşat yoluna yapılacak denilen ortada olamayan tünellin baş sorumlusu olan birinin nasıl olup, bölge halkının, ‘ölüm yolu’ dediği bölgede yaşanan bir trafik kazası ardından “Ya bu barajları yapın ya da defolun gidin” diyor derdim..
Evet, 3 dönem Ardahan Milletvekilliği yapmasına karşın, Ankara’da kurduğu denen ’emekliler bürosu derneği’ ile hâlâ ‘Eğer beni aday gösyerirseniz ve seçilirsem yetmez bakan olursam Ardahan’ın sorunları o zaman biter’ diyen şu bizim Şavşatlı Saffet Kaya’nın hemşerisi bir yetmedi 5 kez milletvekili, 4 kez eski bakan ve şu an halen iktidar olan, hemşehrisi Vatan Bilgisayarın Yönetim Kuru Başkanı Hasan Vatan’ın da haklarında öne sürülen suçlamalar ardından tutuklandığı ülkenin Artvin İli Yusufeli İlçesi vatandaşlarından olan şu anki Artvin Milletvekili Faruk Çelik’in kendi memleketinde meydana gelen son ölümlü bir kaza ardından bir muhalefet milletvekili, bakanı ya da benim gibi bir gazeteciymiş gibi muhalefet diliyle kendisi ve kendilerinin çözmesi gereken gerçeğe, gerçeklere muhalefet yapıyor.. Hem de, grup yapamayan bir durumda olan Mutlak Butlanlı CHP’nin tartışılmalarının gölgesinde kalıp, unutturduğu onca gerçek gündem ve sorunlar arasında bulunan bir sorun, olan maden işçilerinin sorunu yani Bağımsız Maden İş Sendikası işçilerin halen ödenmemiş bulunan tazminatlar, ücretsiz izin günlerine ilişkin ücretler ve bu güçlere ait primler ile eksik kalan tüm alacakları için yaptıkları eylemi sonlandıran bakanlardan olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’ın Doruk Madencilik için yaptığı, ‘Ben bu şirkete bir daha asla ruhsat falan vermem!’ demeci gibi AK Parti Artvin Milletvekili eski bakan Faruk Çelik’te, ‘Bu barajları yapın ya da defolun gidin. Enerji Bakanlığımıza da sesleniyorum artık sonu gelmeyeceği anlaşılan baraj yapım sürecini sonlandırın’ diyordu.
Evet, bir devam eden 5 dönem milletvekilliği, 4 kez bakanlık yapan biri çıkıyor ve “Bugün Artvin-Şavşat yolunda bir kez daha elim bir kaza ile karşı karşıya kaldık. 2 kaybımızı arama faaliyetleri, baraj sularında devam ediyor. Standartların altında bir yola hemşerilerimiz mahkum durumda ve bu duruma kahroluyorum. Bölgede planlanan 3 barajı yapacak yüklenici Energo-Pro firmasına 10 yıldır inşaatlara başla diyoruz başlamıyor, bırak diyoruz bırakmıyor. Bu nedenle de yeni yol da yapılamıyor. Artvinli bir açmazın içinde. Artık yeter. Firmaya buradan sesleniyorum ya bu barajları yapın ya da defolun gidin. Enerji Bakanlığımıza da sesleniyorum artık sonu gelmeyeceği anlaşılan baraj yapım sürecini sonlandırın.”’ diyordu. Ve başta havuz medya olmak üzere bölgeyi, yıllardır ‘Siz bize oy verin, biz bölgeyi yetmedi ülkeyi kurutacağız..’ diyen siyasileri tanımayan saf vatandaşlarımız da ”Bravo, çok sağ ol, var ol, en büyük milletvekili’ diye manşetler atıp, elleri patlarcasına Çelik’i alkışlıyorlardı.. Ya sormazlar mı, ’50 yıldır bitmeyen Ardahan-Ardanuç yolu, Posof Ulgar tüneli gibi ‘yapılacak’ denilen ama projesi, planı bile ortada olmayan Sahara tüneli gibi bu bölgenin, bu ülkenin sorunlarından sorumlu 36 yıldır bu sorunları yazan ve 57 yaşına gelen Gazeteci Fakir Yılmaz mı sorumlu?.. Yoksa, Gazeteci Fakir Yılmaz mı, Saffet Kaya, Orhan Atalay gibi bir değil, 3 hatta 4 yetmedi 5 kez milletvekili yetmedi 4 kez bakan oldu da bu sorunlar hâlâ duruyor ve kendilerine yakın, insan ve doğa katliamcısı denen müttaahitlere iş veren sonra da bir muhalefet milletvekiliymiş gibi, veya Fakir Yılmaz gibi gazeteciymiş gibi doğayı olduğu gibi insan öldürenlere ‘defolun gidin’ der diye.. Bu gülünç bir o kadar acı durumun yanında bir de gözden kaçırılan diğer bir konuda insanların olduğu gibi bölge doğasının öldüren, bölge insanının baraj balıkçılığı yapmasına bile izin verilmeyen HES’leri yapanlara bu işleri, izinleri de sanki gazeteci Fakir Yılmaz vermiş gibi 5 dönem milletvekili, 4 kez bakanlık yapan ve hala milletvekili ve iktidar olan Artvinli Faruk Çelik değilmiş gibi yaşanan bu ilginç durum nasıl alkışlanır, anlamış değilim.. Belki de ‘Standartların altında bir yola hemşerilerimiz mahkum durumda ve bu duruma kahroluyorum. Bölgede planlanan 3 barajı yapacak yüklenici Energo-Pro firmasına 10 yıldır inşaatlara başla diyoruz başlamıyor, bırak diyoruz bırakmıyor. Bu nedenle de yeni yol da yapılamıyor. Artvinli bir açmazın içinde. Artık yeter. Firmaya buradan sesleniyorum ya bu barajları yapın ya da defolun gidin. Enerji Bakanlığımıza da sesleniyorum artık sonu gelmeyeceği anlaşılan baraj yapım sürecini sonlandırın.” açıklamasını yapan Faruk değildi, Fakir’dir!.. Kısacası; Dün birçok basın kanalına yansıyan ‘defolun gidin’ 7 sütunluk manşetini Artvin Yusufelili, şu anki Artvin milletvekili, 25 yıldır iktidarda bulunan mevcut iktidarın Artvin Milletvekili Faruk Çelik atmamış, 36 yıldır bu bölgenin, bu ülkenin sorunlarını yazan, söyleyen, bir muhalefet milletvekili ya da tır garajlarından aylık gelen 70 milyonu çoğu bankamatikçi olan 70 işçinin işten atılacağı söylenen Ardahan yetmez bir de Ardahan gibi hiç bir sorun olmayan (!) Artvin’e kalemini sokan gazeteci Fakir Yılmaz atmıştı.. Anlatabildi mi? Yoksa hâlâ uyuyor musunuz?!..
Evet.. Bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..
Gazeteci Fakir Yılmaz, kaleme aldığı bu yazıda iktidar partisinin kıdemli isimlerinden Faruk Çelik’in bölgedeki altyapı sorunlarına dair yaptığı sert açıklamaları eleştirel bir dille sorguluyor. Artvin ve Ardahan arasındaki yol projelerinin on yıllardır tamamlanmamasını ele alan yazar, uzun süre bakanlık ve milletvekilliği yapmış bir ismin sorunları çözmek yerine muhalefet diliyle konuşmasını samimiyetsiz buluyor. Metin, bölgedeki baraj ve tünel inşaatlarının aksamasından bizzat mevcut siyasi iradenin sorumlu olduğunu vurgulayarak halkı bu çelişkili durum karşısında farkındalığa davet ediyor. Yazar, Çelik’in bir müteahhit firmaya yönelik sarf ettiği “defolun gidin” çıkışının, aslında kendi yönetimsel sorumluluğunu örtbas etme çabası olduğunu savunuyor. Sonuç olarak kaynak, yerel sorunların kronikleşmesinde siyasi ihmalin rolüne dikkat çekerken medya ve seçmenin bu söylemlere gösterdiği alkışlı desteği ironik bir üslupla yeriyor.