• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • Ardahan
  • Gündem
  • Çıldır
  • Damal
  • Göle
  • Hanak
  • Posof
  • Spor
  • Video
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. FAKİR YILMAZ
  3. Ödülüne Layık Görüldüğüm Metin Göktepe;
Yayınlanma: 08 Ocak 2025 - 17:56

Ödülüne Layık Görüldüğüm Metin Göktepe;

08 Ocak 2025 - 17:56
Yorumlar
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
FAKİR YILMAZ
FAKİR YILMAZ
YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
Ödülüne Layık Görüldüğüm Metin Göktepe;

Kol geziyor kara zulüm

İki yakanızda elim

Anasının feryadıdır

Yakar bu evreni bilin

"Uyyyy ben ölim

 Uyyyy ben ölim"*

*Metin Göktepe'nin cenazesinde annesinin ağıtından alıntı.

Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, "Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar" diyerek gittiği haberde, gözaltına alındı ve polislerce dövülerek öldürüldü. Gün 8 Ocak 1996'ydı...

Devlet yetkilileri çelişkili açıklamalar yaparak cinayeti gizlemeye çalıştı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin Göktepe’nin gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan, gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etti.

1- Metin Göktepe..

10 Nisan 1968’de, Sivas ilinin Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde dünyaya geldi. Yaşamının ilk 11 yılını burada geçiren Metin, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan, 8 çocuklu emekçi bir ailenin 7. çocuğuydu.

İlkokulu, köyün tek okulunda, birleştirilmiş sınıfta okuyan Metin, çalışkan, başarılı, sevilen bir öğrenciydi. Abla ve ağabeylerinin yıllara yayılan göçünün ardından 1979’da annesi ve babasından hemen önce küçük kardeşi Aziz ile birlikte İstanbul’a geldi. Aynı yıl İstanbul Esenler’deki Harp Dinçsoy İlköğretim Okulu’na kaydoldu ve 5. sınıfı burada okudu.

Ortaokula o zamanki adıyla Esenler Lisesi’nde başladı ve liseyi de burada okuyarak şimdiki adıyla Bakırköy İbrahim Turhan Lisesi’nden 1986’da mezun oldu. Lisede de başarılı bir öğrenci olan Metin, mezun olduktan sonra bir yıl dershaneye devam etti ve buradaki başarısıyla, kardeşinin de dershaneye gitmesini sağladı.

2- Yaz tatillerinde çalışarak...

Yaz tatillerinde çalışarak harçlığını çıkaran ve böyle okuyan Metin, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’ne girdi. Bu sırada fabrikada çalışan ablası, ağabeyi ve 198686’dan itibaren kültürel ve sosyal faaliyetlerine katıldığı dernek sayesinde politik mücadele ile tanıştı. Metin üniversitede öğrenci gençlik mücadelesinin aktif bir üyesi oldu. Öğrenci ve işçi hareketinin oldukça coşkulu olduğu bu dönemlerde, birçok kez gözaltına alındı. Çevresinde, sürekli gülen, çok geniş bir arkadaş çevresi olan ve hoş sohbet biri olarak tanınıyordu.

1992 yılının Mart ayında işçi ve emekçi hareketinin gelişimine objektif tutacak bir derginin, Haberde ve Yorumda Gerçek dergisinin çıkacağını öğrenince orada çalışmaya başladı. Yayın hayatı boyunca Haberde ve Yorumda Gerçek Dergisi’nde muhabir olarak çalışan Metin, 7 Haziran 1995’te kurulan Evrensel gazetesinde başından itibaren yer aldı. Metin, 8 Ocak 1996’da, gazetecilik yaparken, gözaltında polislerce dövülerek öldürüldü.

3- Cinayet Günü Yaşananlar

Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek üzere Alibeyköy'e gitmişti. Ancak, "Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı. Haberi izlemekte "ısrarcı" davranınca da, gözaltına alındı ve yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürüldü. Burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldü.

4- Emniyet Amiri, " Özel Muamele" diyor. Aşağıdaki satırlar, dava dosyasından tanık ifadesi olarak tarihe geçti.

“İnsanca yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahipsiniz. Size hiç kimse işkence ve eziyet yapamaz; insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamazsınız!”

Bu satırlar Emniyet Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinde yazar.

Peki Metin nasıl öldü?

Onun da ayrıntısı var:

“O sırada Metin getirildi. Amirlerden biri "özel muamele" dedi. On kişi Metin"in üzerine çullandı. Cop, kazma sapı gibi şeylerle vuruyorlardı. Metin bayıldı. Su döküp ayılttılar. Tekrar dövmeye başladılar. Çok kan kaybediyordu. Tuvalete götürüp yıkadılar. İçlerinden biri "ölecek galiba, hastaneye götürelim" diyordu. Diğerleri "ölürse ölsün" diyerek dövmeye devam ettiler, Metin artık hareket etmiyordu.”

5- Bir de sanık ifadesi var

Çevik Kuvvet memuru Şuayip Mutluer, 1. Sınıf Emniyet Müdürü Yaşar Gökışık"a verdiği ifadede şöyle diyordu:

“Ben salona döndüğümde yerde yatan şahsı (Metin Göktepe) sordum, polis memuru Metin Kuşat, gazeteci olduğunu İstiklal Marşını bilmediğini söyledi. Ben de "boş ver" dedim, bir tekme de ben attım. O sırada polis memuru Saffet Hızarcı"nın yerde bulunan şahsa "Bu Ali için, bu Rüştü için, bu da Süleyman için" diyerek vurduğunu gördüm. Sonradan adamı dövmekten copunun kırıldığını öğrendim.”

Metin Göktepe"yi bu şekilde hunharca döverek öldürenler, dava açıldığında “istemeden adam öldürmek suçu” ile yargılandılar.

6- Avukat Fikret İlkiz'in Afyon Ağır Ceza Mahkemesi'nde söyledikleri:

“Eğer istemiyorsanız, bir kere vurduktan sonra geri çekilirsiniz. Yere düşmüş insanın kafasına kırk kere kalasla vuramazsınız! Metin Göktepe seçilerek alınmış, Evrensel muhabiri olması nedeniyle bilinçli olarak dövülmüş ve isteyerek öldürülmüştür!”

Davayla ilgili çarpıcı detaylardan birisi de, Metin Göktepe'yi öldüren polisleri yargılayacak yer  bulunamamasıydı...

 Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar, 25 bin polisin görev yaptığı İstanbul'dan güvenlik gerekçesiyle davayı Aydın'a nakletti. Orası da beğenilmedi, Afyon'a gönderildi. Duruşma günlerinde Susurluk Davasından mahkum olmuş Korkut Eken Afyon'a geldi. 12 Mart  dönemini yaşayanların adını bildiği Necdet Küçüktaşkıner, sanık polislerin avukatı oldu.

7- Ablası Meryem Göktepe cinayeti ve sonrasını anlatıyor:

İnsan bazen kimi olumsuzlukları hissediyor.

8 Ocak gecesi Metin'i aramak için ev telefonunu uyumuşlardır düşüncesiyle kısaca çaldırıp kapattım.

Saat 23.30 civarında.

Aklım Metin'de nedense ve uyumuşum. Sabah kalktığımda bir şeyim kaybolmuş gibiydim.

Gördüğüm rüyanın etkisi olabilir mi acaba diye arkadaşımla konuşuyordum iş yerimde. Rüyamda bir dere kenarındayım. Şırıl şırıl akan suda balıklar adeta dans ediyor. Ben de çok keyifle elimi uzatıp balıklardan tutuyorum.

Derken bir kara balık, boyu diğerlerinden daha küçük olanı avucumun içinden kayarak kaçıyor.

Çok üzülüyorum bu duruma.

Arkadaşım güzel olduğunu söylüyor, kısmetmiş balık görmek gibi şeyler söylüyor.

Ancak benim içimi acıtan bir şey olmuş o küçük karabalığın kaçışında...

8- "Bugün olağanüstü bir gün diyorum kendi kendime."

O gün 9 Ocak sabahı iş yerimde masama sığamıyorum. Sürekli oda değiştirip dolaşıyorum. Odama döndüğümde çeşitli kereler birileri tarafından arandığımı öğreniyorum.

Bu da canımı sıkıyor oldukça. Sonrasında eski iş arkadaşlarımın öğlene yemeğe gelecekleri notunu alıyorum "sakın Meryem bir yere ayrılmasın" tembihi ile.

Bugün olağanüstü bir gün diyorum kendi kendime. En yakın arkadaşıma bugün neden herkes beni arıyor ki, acaba bir şey mi oldu diye soruyorum. Hemen de uzaklaştırıyorum bu kötü düşünceyi.

Gayri ihtiyari Metin diyorum birden.

Metin'e bir şey mi oldu düşüncesini saçma bulup, titriyorum sanki.

Bir telefona nihayet ben çıkıyorum. Beni yakaladın bravo diyorum.

9- "Buluşmaya gidinceye kadar yüreğim ağzımda."

Karşı taraf durgun fark ediyorum. Ha evet ablam ve abim de aramışlar ulaşamamışlar diyor çok eskiden Metin ile ortak arkadaşımız olan Uysal. Benimle çok acil buluşmak istediğini anlatıyor, ama ben ona arkadaşlar gelecek filan diyorum. İsterse benim işyerime gelebileceğini de söylüyorum.

Olmaz diyor ve çok kararlı geliyor sesi. Bir şey olup olmadığını sorduğumda kendi özel bir sorunu olduğunu, ancak benim ona yardım edebileceğimi söylüyor. Kıyamayıp çıkıyorum ve tembihliyorum bürodaki arkadaşımı eğer gelirlerse beni mutlaka beklesinler diyorum.

Buluşmaya gidinceye kadar yüreğim ağzımda. Yol çok uzun geliyor. Oysa işyerime çok yakın. Buluşma anına kadar hep Metin ile ilgili olumsuzlukları öteliyorum

10- "Yaralılar var dünkü göz altılardan" diyor.

Özgür Gündem'de çalışan ortak arkadaş gazeteye gidelim daha rahat konuşuruz diyor.

Karşısına dikiliyorum Yenikapı'dan sahile doğru gittiğimiz yolda. "Bana ya neler olduğunu anlat ya da gelmeyeceğim" diyorum.

İnkar etmeye çalışıyor. Bakıyor olmayacak Metin diyor. Yüreğim sıkışıyor, "Bir şey mi oldu, çabuk her neyse söyle" diye sarsıyorum.

"Yaralılar var dünkü göz altılardan" diyor. Hatırlıyorum birden, dün cenazeler kalkacaktı sahi.

"Evrensel'den de Metin yaralıymış" diyor.

Nerde?

Nasıl?

Sorularım havada uçuşuyor.

Uysal "Sakin ol üç Metin var ya, hangisi belli değil" dediğinde "Ne fark eder ki? Gerçeği bilmek istiyorum" diyorum.

Aslında yüreğime ateş düştü ama hep kovmak istiyorum. Gazeteye gidiyoruz, bana bakıyor herkes ve ben acaba birisi gerçeği söyler mi? diye şaşkın bakınırken ,"Ablasıymış", "ablasıymış" kerelerce çınlıyor kulaklarımda.

"Ablasıymış!" hiç normal gelmiyor.

11- "Söyle" diyorum, "ne oldu Metin'e, öldü mü yoksa?"

Ben telefona uzanıyorum, abimi arayacağım.

Çok uzun geliyor o süre bana.

Bu arada masada bir toplu iğne alıp parmağıma olanca gücümle batırıyorum.

Kabus değil! Rüya değil! Karşıdan alo diyen yengeme soruyorum.

Yaralıymış, Çapadaymış.

Bulanık insanlar, karmakarışık uğultulu sesler'

Beni hastaneye götürdüklerini arabada öğreniyorum. Cerrahpaşa yolundayız. Hastane girişini geçiyoruz, anlam veremiyorum.

Çapa demişti yengem oysa. Adli Tıp önünde duruyor araba.

İbo! İbo'yu, ağabeyimi görüyorum.

Sağda üç genç kız ilişiyor gözüme, birisi yerlere atıyor kendini, ağlıyor, bağırıyor.

Diğer ikisi genç kızı sakinleştirmeye çalışıyor hem de ağlıyorlar.

İbo'ya koşup sarılıyorum o da ağlıyor benimle.

"Söyle" diyorum, "ne oldu Metin'e, öldü mü yoksa?" bir süre bir şey diyemiyor.

Nasıl denir ki? Metin, Metin nasıl ölür! "Anla artık" diyor...

12- Devlet İlk Kez Suçunu Kabul Etti

Göktepe'ye şiddet uygulayan beş polis ‘kastı aşan şekilde insan öldürmek’ (öldürme niyeti bulunmadan, taksirle) ve ‘faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek’ suçlarından yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir polis memuru ise Yargıtay'ın kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetinden uzaklaştırma cezası aldı.

Sanıkların bir kısmı bir buçuk yıldan az süre cezaevinde tutuldu, ancak 2000'de yürürlüğe giren Şartlı Af Yasası cezaların tamamlanmasına engel oldu.

Öldürülmesinden sorumlu polisler kamuoyunda "Rahşan affı" diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanarak toplam 1 yıl 8 ay yatmışlardır.

Metin Göktepe gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri yargılanmış ilk gazetecidir.

Ve bende yaptığım haberlerle Metin Göktepe adına verilen ödülü almış bir gazeteciyim.

Yani Metin Göktepe'nin gittiği haberler için mücadele eden gazetecilerden biriyim..

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Bugünü anlatan dünkü yazılarım.. - 22 Nisan 2026
  • Bugünü anlatan dünkü yazılarım.. - 22 Nisan 2026
  • İki haber, 2 konuk, iki kimlik ve gerçek gündem..  - 18 Nisan 2026
  • O binada yangın çıksa, 'Tüm önlemler alınmıştır' mı denecek? - 18 Nisan 2026
  • Bankamatikçi Özel Kalem Müdürlü Memleket.. - 15 Nisan 2026
  • Ayna yoksa gölgene veya Lübnan'a bak - 25 Mart 2026
  • Sen gidersen.. - 18 Mart 2026
  • FÜZELER TAHRAN'A, TEL AVİV'E GİDERKEN, ÇAKTIRMADAN BİZE Mİ GİRİYOR?.. - 17 Mart 2026
  • Siz Aktaş'ın nerede biliyor musunuz? - 16 Mart 2026
  • Birliktelik İlla ki İftar veya Mezarlıklarda mı Olacak?! - 15 Mart 2026
  • BİZ REKLAM PEŞİNDE, HIRSIZ BİZDEN TAZMİNAT ALMANIN PEŞİNDE! - 13 Mart 2026
  • Ben, resimlerimi pardon haberlerimi tavuklar için yapmıyorum… - 13 Mart 2026
  • 'Çin işi şeytan işi bunu yapan iki kişi mi? Ve şu bizim Ardahan işkencesi.. - 11 Mart 2026
  • Dallas Ardahan'da Alan Razı, Veren Razı ise eğer sorun ne?!. - 10 Mart 2026
  • Günahı bana, sevabı size.. - 10 Mart 2026
  • Bugün Kırmızı Fistanlı Kadınlar Günü.. - 08 Mart 2026
  • SEN BENİ ANLASAYDIN AYNAYA BAKARDIN.. - 06 Mart 2026
  • Okyanus medyada gündemi takip ederken, başkasının kaleminde babayı dinlemek, okumak, anlamak.. - 05 Mart 2026
  • KENDİ GEMİLERİNİZDEN HANİ HABER?.. - 05 Mart 2026
  • SAVAŞ VE GAZETECİLİK.. - 03 Mart 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 67
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
FAKİR YILMAZ
FAKİR YILMAZ
Bugünü anlatan dünkü yazılarım..
Ardahan'dan Tarihi Zafer, Kars'ta İstifa Depremi
Mehmet Avşar
Ardahan'dan Tarihi Zafer, Kars'ta İstifa Depremi
Bünyamin Akbaba
ANLARSIN
Şeytan Kalesi Tarihçesi
Ardahan Efsaneleri
Şeytan Kalesi Tarihçesi
Çok Okunan Haberler
"Şehir Sorunları Dururken Bu Atama Ne Kadar Anlamlı?"
 “ARDAHAN LÜTUF DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR”
“ARDAHAN LÜTUF DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR”
ARDAHAN F TİPİ CEZAEVİ'NDE OPERASYON
ARDAHAN F TİPİ CEZAEVİ'NDE OPERASYON
ARÜ’de “Kültürel Kimlik ve Milli Kültür” Söyleşisi Yoğun İlgi Gördü
ARÜ’de “Kültürel Kimlik ve Milli Kültür” Söyleşisi Yoğun...
Songül Çelik, Kadın Futbolunu ayağa kaldırıyor
Songül Çelik, Kadın Futbolunu ayağa kaldırıyor
Göle’de “Sokak Çocukları Günü”nde Anlamlı Farkındalık
Göle’de “Sokak Çocukları Günü”nde Anlamlı Farkındalık
Alihanoğlu’ndan İddialara Sert Yanıt:
Alihanoğlu’ndan İddialara Sert Yanıt:
Ana Sayfa
Ardahan
Gündem
Çıldır
Damal
Göle
Hanak
Posof
Spor
Video
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Ardahan
  • Çıldır
  • Damal
  • Göle
  • Gündem
  • Hanak
  • Posof
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

www.anadoluhaber.gen.tr Ardahan Son Dakika Haberleri.

Yazılım: Tumeva Bilişim