Ardahan’a komşu olan, eyaletli ve bölgesel yönetimli Gürcistan’da yaşayan Ahıskalıların, SSCB döneminde sürgün edildikleri topraklara dönmek için nazikçe (!) çabaladığı şu dünyada, yüz yıllardır “Bizim de bir vatanımız olmalı...” diyerek içinde bulundukları ülkelerin antidemokratik yönetim anlayışları ile hak, hukuk tanımayan baskıcı sistemlerine karşı sürekli mücadele eden Kürtler, şimdi de kendilerine kimlik bile veremeyen Esad’sız Suriye’de resmi bir savaşın içine girmiş görünüyorlar.
Saddam’ın Irak’ında çok da savaşmadan “Kürdistan” tabelasını asan Kürtler, şimdi de yıllardır haksızlığa uğradıklarını ileri sürerek Esad ile çatıştı. Ve tıpkı Saddam’ın olduğu gibi Esad’ın da “Esed” olmasına katkı sunup, onu da yolcu ettiler, saraylarından ettiler...
Türkiye’nin Suriye sınırının ötesinde önce IŞİD’le, sonra da “Türkiye’nin de destek verdiği ileri sürülen” dinci örgütler ÖSO ve El Nusra gibi çetelerle savaştılar ve kazandılar. Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın batı yakasında kendilerine bir sınır çizdiler.
Tabii bu arada bunlar yaşanırken, unutulmaması gereken bir diğer önemli gelişmeyi de hatırlatmakta fayda var:
10 yıl önce, ağır silahların kullanıldığı bu savaşa; tıpkı bugünkü gibi Türkiye ile barış sürecine giren ve sınır dışına çıkan PKK’lıların da, kendisinin Suriye’deki kolu olan YPG’ye katılma kararı aldıkları belirtilmişti. Kürtlerin bu savaşta nasıl bir kazanım veya kayıp elde edeceğini ise hep birlikte göreceğiz.
Kan ve gözyaşı içindeki Ortadoğu’nun “ülkesi kayıp halkı” olarak adlandırılan Kürtlerin; önce Irak’ta, ardından Suriye’de kurmaya çalıştıkları özerk bölgelerin, yarın Türkiye ve İran’ı da içine alan bir alana sıçrayabileceği korkusu ve bu durumun tartışmaları sürerken; önce IŞİD, sonra ÖSO ve El Nusra, şimdi de gayri resmi bir yönetim olan ve ABD, Fransa ile İngiltere’nin her an daha da dışına atılacağı söylenen HTŞ ile şimdilik silahsız olarak masa başında savaşan PYD’nin tüm Kürtlere yaptığı seferberlik çağrısı ve bu çağrıya tüm Kürt örgütlerinin olumlu cevap vermesi dikkat çekici olmalıdır.
Çünkü, resmi kaynaklara göre barış süreciyle dağılması beklenen; ancak tam aksine katılımların artarak devam ettiği PKK’nın bölgede artık ciddi bir güç olduğu ve PYD ile birlikte İran’daki güçleriyle birlikte ciddi bir ordu haline geldiği belirtilmektedir.
Ve asıl üzerinde durulması gereken en önemli konu ise şudur:
Kürtler için, öyle “giderim, ezer geri dönerim” dönemi sona ermiştir.
Çünkü “Sana ülke yok, özgürlük yok, hak, hukuk yok” diyen Saddam’lara, Esad’lara karşı hep direnen Kürtler, bundan sonra da kendilerine yönelene “başım üzerine” demeyeceklerini, hem ordulaşmış halleriyle hem de dünden daha güçlü özgürlük bilinciyle açıkça ortaya koymuş durumdalar...








