Oylarının ne olacağı konuşulan partilerin başında gelen, çoğunluğu HEDEP ve AK Parti'ye giden Doğu ve güney doğu'nun yani sıra İstanbul ile Mersin gibi ağırlıklı yerlerdeki oylar yerel parlemento seçimleri denemesi gereken yerel seçimler adım adım yaklaşırken heyecanda o hızla artıyor..
Bu yaklaşma ve heyecan tartışmaları arasında en üst noktada bulunan, "Kürtlerin oyunu alan kazanır" tartışmları süredursun bu oylar ile son yerel seçimde başta İstanbul'da olmak üzere bir çok metropolde belediyeleri alan CHP'ninde, bu yönde çaba ve çalışmalar içinde olduğunu izliyoruz.

Ulusalcı tayfanın her seçim öncesi olduğu gibi bu seçim önceside suspus olup CHP'nin içindeki kozmik odaya yeniden saklandıklarını görürken 'Deli Dumrul' diyebileceğimiz isimler, partisi CHP'ye sevdası yüzünden veya kendi dünya görüşünü yansıttığı için bu partiye yakın durup, adeta hizmetkarlık yapanlarında başında gelen Çetin Çapan gibi isimler AK Parti'nin kalesi olarak bilinen Çekmeköy'de yerelde yönetime talip olup, CHP'den aday adayı olduklarını ilan etmektedirler.
Parti genel merkezi gibi bu isimlerin bir taraftan Kürt oylarına diğer taraftan da Milliyetçi, Muhafazakar oylara hitap eden tavır ve davranışlarının partilerine artı olarak yansıdığını benden çok, yerel seçimler öncesi ön seçim veya temayül yapacağını belirten CHP'nin eski ama değişimin yeni genel başkanıda biliyor..
Geçtiğimiz gün Tempo TV'de yayınladığımız "Gazetecilerle Gündem" adlı programıma katılan konuklarımdan olan AK Parti'den CHP'nin kalesi olarak bilinen Avcılar ilçesine aday adayı olan Prof. Dr. Erdoğan Ocak gibilerinin de Çapan gibi birer Deli Dumrul misali 'ben de varım' diyerek aday adayı oldukları yeni bir seçim öncesi ülkücü, muhafazakar, kominist, emek, halk gibi radikal solculardan da bahsetmek isterim.
Ülkücü kökenli olmasına karşın benim gibi solcuların dost diyebildiği ve en önemlisi geçtiğimiz seçimlerde Cumhur ittifakı kurulmadan İstanbul Küçükçekmece'de aday olup, AK Parti'nin CHP kalelerinden denebilecek olan bir yerde yani bir çok hemşerimizin yaşadığı ve siyasi alanda aktif olduğu Sefaköylü Küçükçekmece'de kazanmasına büyük katkısı olan Muharrem Yıldız'ın yereIden hemde bu kez cumhur ittifakı ile birlikte hareket eden partisinin yol haritasına saygı gösterip, AK Parti'den Belediye Başkan aday adayı olmasıda bir Deli Dumrul'luktur..
Evet, bugünkü yazıma ilham veren Sefaköy Ülkü Ocaklarının ışıklı levhasını görünce gönüllü olmak, sevmek, inanmak, gönül vermek gibi sözlerin ne kadar saygı duyulması gereken duygular olduğunu anlatıyordu.. 
Gece karanlığında geçtiğim yolun sağında kalan Ülkü Ocaklarına bakarken sadece levhanın yanmadığını saatin bir hayli geç olmasına rağmen ocağın hala yandığını görüyor ve siyasal anlamda barışık olmasam da kendi kendime kutluyor, 'helal olsun" diyor ve ardından da nedense "Kürt Memet nöbete" sözü aklıma takılıyordu.
Ve dönüp en son nerden geldikleri belli olmasa da Japon kamikaze misali bedenlerine sardıkları bombalarla insanların ölümüne neden olan canlı bombacıların nereye konulacağını düşünmüyor değilim.
Sözün özü "Kürt Memet nöbete" sözünü askerlikte şaka, arkadaşlıkta fazla yük, iş hayatında ise gırgır olarak algılansa da bu yükü alan Memetlerin gece yarısı açık olan Ülkü Ocaklarında olduğu gibi Cemaat Evlerinde, hemşo derneklerinde, adı sanı duyulmayan partilerde mücadele edenlerin hitap ettikleri siyasi görüşlerini yansıtan partilerde ne kadar değerlendirildiğini de sorgulamak istiyorum.
Çünkü onca mücadele ve çabanın ittifak, işbirliği veya 'bizden değil' bahaneleri ile o partilerin genel merkezlerince çarçur edilip, bir kalemde kenara atıldığı şu çamurlu siyasi ortamda Çapan, Koca ve Yıldız gibilerinin 'Mutlaka deģerlendirilmesi gerekir..' diye düşünenler 'var mı acaba ' diye sorması gelir insanın..








