12 İmam'ın yassı tutulan ülkenin 12 askeri toprağa verdiği saatlerde 'Vatan-Millet-Sakarya' edebiyatı yapan birinin Belediye Başkanının olduğu Göle Köprülü (Goreveng)'te dev bir bayrak eşliğinde yapılan yayla şenliği ile ilgili görüntülerin art arda paylaşıldığı sayfalara bakıp, geriliyor ve orada kim var diye bakıp, tanıyabildiklerimi tek tek telefonla arıyorum.
Ve 'Abi abla bunu ben yapsam, bir başkası yapsa bak sen onca şehit yerdeyken fakir, falan, filan halay çekiyor davul zurna çalıyor, memleketi kurtarıyor.. Hatta hain, vatan düşmanı,' der miydin, demez midin?' diye soruyor, sorguluyordum.. Yetinmiyor kamu idarecilerine, siyasilere mesajlarımla, yazılarımla, paylaşımlarımla sesleniyordum..
Ve Bülbülan ve diğer yaylalarda da şu acı günlerde yapılmaya hazırlanılan sazlı, sözlü etkinliklerin ülkenin matem ve yas içinde olduğu bugünlerde en azında bir kaç gün ertelenmesini yada iptal edilmesini isteyen ve yetkili, ilgililere de sözlü, yazılı olarak bizzat söylediğim, yazıp, ulusal basına da yansıttığım, 'Ardahan’da ‘Çal, Oynasın’ festival ve şenliklerine devam, Trabzon’da iptal!' manşet haberimle yetinmeyip, bu kez de reklam desteklerinizle yayın grubumuza yeni eklenen hizmet olan SESLİ gazetemize videolu 'ŞEHİTLER YERDE, ŞENLİKLER HALAYDA, HAVADA! başlıklı yeni haberimi dalmışken acar muhabirimiz Baran'ın 'abi gazete baskıya girecek, yazını bekliyor' uyarısı ile kendime geliyorum..
Ve sakinleşme adına sinirden sıkışan kalbimi rahatlatma adına bir nefes alıp, bir bardak su içtikten sonra birilerinin kışları kaz, yazları saz yetmedi şehitler varken utanmadan yolu, suyu, wc'si olmayan kentlerde, köylerde, yaylalarda, daha toprağa verilmemiş şehitlerinin yanında hiç sorunu yokmuş gibi halaylar çekenlerin idare ettiği Ardahan'ı bir kez daha yazmaya başlıyorum..
Evet, bir kent düşünün kendisi küçük, bir başka kentten ayrılma bir İl, biri demir yolu, ikisi kara yolları üstünde olmak üzere 3 gümrük kapılı, Kafkasya'nın dünyaya açılan sınır kenti, plakası 75..
Ve bu kent değil bölgenin yıllık 350 ila 400 bin arasında yetiştirilen hayvanlarla ülkenin kırmızı et deposu merkezi konumunun yanında buzağı ölümlerinin rekor denecek derecede olduğu bir kent Ardahan..
Çoğu endemik olmak üzere bin bir çiçekle örülü yaylaları, Van Gölü'nden sonra bölgenin en büyük gölü ilçesine isim veren Çıldır Gölü ve ilçesi sınırları içinde ki gümrük kapısına adını veren ve komşu ülke Gürcistan ile ortak yani sınır olan Aktaş Gölü, geleceğin Davosu olarak adlandırılan Kuzey Anadolu'nun Çukurova'sı adını alan Posof ilçesi ve Evli-a Çelebinin 'meşelik' alan adını verdiği sarı çamlarla süslü Göle, bulutlara değen yaylaları ile ünlü, BTC/Botaş, TANAP'ın doğal gaz ve petrol boru hattının geçmesine karşın çevrim santralinin olmasına rağmen hala tezekle, kömür ile, odun ile ısınan Hanak; Çıldır ilçesi, alevi kültürünün yoğrulduğu bir şehir meşe Ardahan..
Ve o şehir ülkenin kurucusunun silueti ile her yıl ziyaret ettiği, bebeği ile ünlü Damal ilçesi, Erzurum sınırında olmasına karşı ısrarla Ardahanlıyım diyen Gorveng Beldesi, Ahıskalının, Kürdün, terekemenin, Alevinin kısacası 'insanım' diyenin birlikte kardeşce yaşadığı bir kentin, 'kendisi küçük olsa da cürümü büyük denmesine vesile olan bir çok siyasiye sahip oluşumudur?' derdinin de bir o kadar büyük olması.. 
Bilmem ama Cumhurbaşkanın baş danışmanı, yerel de olduğu gibi ulusalda bir çok gazetecisi, doktoru, hakimi, savcısı, profesörü, iş adamı, iş kadını olsa da hala kendisi küçük denmesine neden olan güçlü lobiden ve o lobinin oluşmasından korkan idarecilerin çal oynasınla adeta kenti yoksun ve yoksul edişi..
5 İlçe bir merkez<, bir belde, 226 köyü olmak üzere onca milletvekilline, siyasiye, aydına sahip olmasının yanında ülkenin en büyük metropolünün bulunduğu bölgede yani İstanbul'da, Kocaeli'nde, Ankara'da Belediye Başkanı, onca başkan yardımcısı ve belediye meclis üyesi, federasyonları, dernekleri ve de gazeteleri olan küçük bir kent..
Sultan Süleyman'ın yaptırdığı, bir çok medeniyetin yaşadığı Kalesi ile Şeytan adını ala tarihi yapıları ile 'Kale ve Kuleler' kenti diye adlandırılan bir şehir düşünün ve bunca özeliğe sahip, karı, kışı, boranı dahil anlatamadığımız onca güzellikle süslü bir kentin nasıl olup kendisi küçük ama cürümü büyük olur diye soracak olanlar tek diyeceğimiz bu kentin adı ve ona lobicilik adı altında bir araya gelip, bu yönde çabalayanlara verilmeyen destekten yoksun bir kenttir kendisi küçük, cürümü büyük olduğu bir türlü anlaşılamayan Ardahan'dır anlatılan kent..
Bu anlamda gerek devlet teşvikleri gerekse belirlenen organize sanayii bölgesi yatırımcıya yeterince cazip gelmiyor ama bugüne kadar yapılmayan 'yolu gibi saha çalışmaları artık yapılarak daha planlı teşvik ve alanlar belirlenmelidir.' dense de o da Ardahan-Et'in de üzerinde bulunduğu eski Hanak yolu gibi adeta unutulmuş bir kent..
Kendisi küçük, ama cürümü büyük denen Ardahan ili 6. Bölge teşvik kapsamındaki teşvikler ile Kırsal kalkınma, kalkınma ajansları teşviklerden yeterince faydalanmamaktadır.
Özellikle yaz aylarında sahip olduğu eşsiz doğal güzelliklerinin ekolojik turizm ve yayla turizmi ve kış sporları konusunda daha çok yatırıma ihtiyacı vardır. Devlet teşviklerinin özellikle bu alanlar bürokrasi kısmının hafifletilerek ciddi teşviklerle desteklenmesi bekleyen bir kenttir Ardahan
Türk, Kürt, Terekeme, Alevi, Ahıskalı insanların kardeşçe yaşadığı ve özellikle ortak yaşama kültürü en etkin şekilde gösteren kardeşlik duygusu içinde yaşayan, şehir planı Rus, Gürcü, Emmeni model ile süslenen ama her kentte olduğu gibi bu kent plansız, projesiz şekilde yani imarsız, plansız betona boğdurulan bir şehir planı adı şehir olsa da bunu bile anlatamayan, anlamayanların köy idare ettiğini sanan bir şehirdir Ardahan.. 
Kurtuluş Savaşı başlaması öncesi Kafkas-ı Cumhuriyeti adlı bir meclis kurup, ilk meclisi kuran ve kongresini yapan Ardahan Cumhuriyetin ilanından sonra il olan Ardahan 1926 yılında İlçe yapılarak idari yönden Kars İline bağlanmıştır. 1992 yılında 174 bin nüfusla yeniden İl statüsüne kavuşmuştur. Köklü bir tarihe sahip olan serhat şehrimiz işgal dönemlerinde de bağımsızlık mücadelesini en etkin şekilde yürütmüştür.
Ardahan ili yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahip olup, M.S. 628 yılında Hazar Türklerinin bir kolu olan Gürcüce bir isim olan Arda adını alarak Türklerinin eline geçerek Ardahan adını almış, daha sonra M.S. 1068 yılında Alparslan tarafından fethedilerek Selçukluların egemenliğine geçmiş, Bin 239’da Moğol Cengiz İmparatorluğunun İran Genel Valisi Baycu Noyan Ardahan’ı da içine alan bütün Aras ve Kür boylarını fethedip Cengiz İmparatorluğuna tabi kılınmıştır.
Ardahan 29 Mayıs 1555 tarihinde imzalanan Amasya Ant. ile Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı İmparatorluğuna dâhil edilmiştir.
İşte kısa bir özetle kendisi küçük, cürümü büyük ama siyasisi idarecisi çok kent Serhat Ardahan..








