Necmi Kadıoğlu..
Şu an Bahçeli'nin kapatılmasını istediği, onun değiştirmek istediği, yerel mahkemelerin aldığı kararlarını takmadığı, 'Bir kez delmekle bir şey olmaz' diyen rahmetli Özal'dan bu yana delik delik edilen Anayasa ile tam başkanlığı almak için yoluna devam eden Erdoğan'ın tam desteği ile siyasete giren bir Nalburcu..
Ve Ardahan'ın 9 köyünü Ardahan'dan alan ekibin başını çeken, Karslı Çapanların yanlış politikaları dolayısıyla AKBİL'ciyken, Esenyurt'a başkan olarak seçilen biri..
Kendisiyle Göle'de karşılaştım, tanıştım..
Görevde bulunduğu ve Göle'ye getirildiği sürece hep karşısında durdum..
Bu nedenle; ne o, ne de ben onu sevemedim..
Son olarak ARDAFED Başkanı olarak Esenyurt AK Parti İlçe Teşkilatını ziyaretimiz de kendisiyle karşılaştım..
Onca müdürlüğü bulunan Esenyurt Belediyesinde neden Ardahanlı müdürlerin sayısının Gümüşhane ve Bayburtlulardan az olduğunu sordum..
Ve niye tam yetkili Ardahanlı başkan yardımcının olmadığını da sorguladım..
Oda;
Gazeteciyim,
Cemiyet başkanıyım,
Federasyon başkanıyım,
Diye yalakalık yapmadı,
Korkmadı,
Çekinmedi benden..
Ama bu durumun yaşanmasında en büyük etken;
Çevresindeki Ardahanlı yalakalarının aleyhimde anlatıkları da etkili oldu, Kadıoğlu ile hep mesafeli kalmamız..
Asıl acısı bir iki kaldırım taşı yaptırdığı ve büyük bir teneke ile adını yazdırdığı Göle'de ne geziyor diye yaptığım haberlerdi..
Federasyon başkanı olduğumda kendi cep telefonu ile istediğim görüşme talebime;
'-Kardeşim seninle görüşmek istemiyorum' dedi..
Bende, 'benden bu kadar niye korkarsın?' deyince,
'-Ne korkması, ben seninle görüşmeme hakkımı kullanıyorum, buna sende saygılı ol' deyince bir daha arayıp, sormadım..
Ama kendimce bende görevinden alınmasına katkı sunduğuma inandığım çalışmalar içinde oldum..
Ve o hiç bitmeyecek denilen imparatorluğu sona erince terk ettiği Esenyurt Belediyesine, 'Teşekkürler Cumhurbaşkanı' yazan ve hala parasını ödeyemediğim birde çelenk gönderdim..
Ama hakkını yemeden birde kendisine attığım bir mesaja verdiği insani cevabı da anlatmadan geçemeyeceğim..
Çünkü başta Esenyurt'ta ki ünlü, ünsüz bizim Ardahanlılar olmak üzer birileri, 'Necmi görür' diye benimle fotoğraf çekmekten, çay içmekten korkarken bilmiyorlardı ki; biz bir birimize o kadar da düşman değildik..
Ve zaman zaman mesajlaşırken;
Bana ihale ver, gazeteme ilan ver, göklere çıkan ve özel odaları bol (!) rezidanslarda bana daire ver..
Demedim..
Belediye Başkanlığı yaptığı ilçesinde Karslı bir hemşerime tekerlekli sandalye vermesini istediğim mesajıma;
'-O benim asıl ve asil görevim' diyerek mesajım üzerine mağdur ve hasta aileye bir
hafta içinde tekerlekli sandalye göndertmiş ve ailesine ekonomik katkı sundurmuştu..
Evet..
Kadıoğlu ile hatıram bu kadar..
Ve onun görevden alınmasından sonra ziyaret ettiğim Esenyurt Belediyesinde olduğu gibi bir çok Ardahanlının yaşadığı ama siyaseten çokta etkili olamadıkları Esenyurt ilçesi adeta rahatlamış olduğunu görüyor, hissediyordum..
Ve tam Kadıoğlu'nun defteri kapandı derken Kadıoğlu'nun başkanlık görevinden ayrılmasının üzerinden bir, iki hafta geçmeden bir gece yarısı WhatsAppma gelen bir videoyu izledim..
Be o videoyu izleyene kadar çağın fesatı olan sanal ortamda da aynı video ve fotoğrafların dolaştığını gördüm..
Üzüldüm..
Çünkü her zaman ki şerefsizlik gibi düşene birileri tekme atmaya başlamış ve bana göre tam bir şerefsizlik olan ve içeriği şantaj dolu olduğu görüntüler vardı o videoda..
Yani Kadıoğlu istifa etmeden öncede duyduğum hatta benim bildiğim gibi bir çok insanında bildiğini bildiğim özel hayatıyla ilgili kaset ve görüntüler yüzyılın fesadı tarafınca sanal ortama servis edilmişti.. Halbuki birileri senin benim özelimi araştırırsa Kadıoğlu bile bizi düştüğümüz hale utanır belki..
Ve o kadar da düşman olduğumuz, bir birimizi sevmediğimiz sanılan Kadıoğlu'nun olduğu ileri sürülen, şerefsizce ve şantaj için çekildiği belli olan görüntüleri hakkında görüş belirtip, haber yapmam isteniyordu..
Özür dilerim ama bunu benden bekleyenlere önce S... tir çektim..
Ardından o şerefsizce ve bir insanın aile hayatını ve özeline alt üst edecek olan bel altı vuruşları yapanlara baktım..
Ve hepsinin aslında kendi eteklerinin altında yaşananları görmezden gelip, zaten bitmiş olan Kadıoğlu'nun bel altıyla zevk alıyordular..
Hem de bunların çoğu Kadıoğlu koltuktayken yalakalıktan liderliği kimseye kaptırmayanlardı..
Ve sonuçta Baykal'ın ondan önce Clinton'un başına gelenlerin Kadıoğlu'nun da başına geldiği, getirildiği rezil bir dünyada olduğumuzu bir kez daha anladım..
Ama 36 yıldır yaptığım gazetecilik hayatımda hiç inmediğim bel ve etek altı ilişkiler gibi Kadıoğlu hakkında ortaya atılan bu şerefsizce görüntüleri de görmezden gelip, 'düşene vurmam' deyip, konuyu kapattım..
Ve kendisine bundan sonraki hayatında torunları ile sevinmesi için dua edip, o görüntüleri çekenlerin şantajcılıktan hak ettikleri hapiste olduklarını da sizlere yani bu tür fırsatçılıkları bekleyenler haber verip, Kadıoğlu adlı defteri bu yazımla bitirdim..








