'Kapatılması gerek' diyen MHP desteğinin yanı sıra Değişmesini isteyen Erdoğan'ın üstü kapalı oluruyla güç aldığı söylenen onayıyla Yargıtay'ın bir defa delinmekle bir şey olmaz denilen Anayasa Mahkemesinin kararlarını tanımama hatta üyelerinin yargılanmasını istemesi üzerine başlayan yeni tartışmaların en ilginç yönü Darbe Anayasası denen Anayasanın 'solcuyum' diyen CHP başta olmak üzere ulusalcılar, hatta bazı devrimciler tarafından savunulmaya geçilmesi ilginç, bir o kadar da gizlenmek istenen tarafı olarak karşımıza çıkmakta.
Ülkenin olduğu gibi dünyanın gündemini gölgeleyen bu durum en çok iktidara yararken muhalefetin de sanki bilerek bu duruma omuz verdiği şüphesinin ortaya çıktığı bu duruma baktığımızda asıl hesabın İsrail üzerinden Suriye'de yaşananların görülmemesi, Ukrayna ile Rusya arasında devam eden savaşın unutulup, ötelenmesi gibi bir durumu da ortaya koyarken durduk yerde İsrail'e saldıran Hamas'ın buradaki hesabında ülke içendeki suni gündemle adeta unutulup, ötelenmesini sağlar gibi.
Evet, son seçimlerden bu yana bilinerek gündemde tutulan CHP kurultayı ile başta ekonomik sıkıntı olmak üzere onca gerçek gündemin unutturulmaya çalışılan ülke içinde bunlar yaşanırken Hamas'ın vahşi saldırısından daha vahşi İsrail saldırısı da devam ediyor ve bir ayı geçen katliam sonucu on binin üzerinde insanın öldüğü Ortadoğu ve Afrika arasına adeta bıçak gibi girip, bölge haritasını bölen alana baktığımızda karşımıza çıkan ve dünya ekonomisine yön verdikleri söylenen Yahudilerin vaat edilmiş topraklar dediği alana nasıl yerleştikleri konusuna da bakmak gerekir derken burada da ilginç bir durum karşımıza çıkıyor.
Bu ilginçliğin nedeni ise bugün Arap dünyasını olduğu gibi İslam dünyasının başına bela olmuş denilen İsrail'in bir gazetecinin çağrısı ve yazdıkları ardından kurulmasıdır. Gerçi dünden bugüne kadar gelmiş geçmiş liderlere baktığımızda da İsrail'in kurulması için ilk adımı atanın, yüzüncü yaşına vardığımız Cumhuriyetin bir gazetecinin, Hasan Tahsin'in ilk kurşunu sıkmasıyla güç kazandığımızı da görüyor ve bugün baskı altında tutulan gazeteciliğin ne kadar etkili olduğunu da anlıyoruz.
Ölümünün 85. yıl dönümünü andığımız Atatürk'ün de bir gazeteci olduğunu ve Atatürk gibi bir çok ülke kurucusunun özgüvenlerinin yanı sıra gazete çıkararak, gazeteci olarak ülke kurmaya giden başarılarını ortaya koyduğunu bilmzerimizin sayısı ne kadardır bilmem ama bugün dini baskı ve kültürü etkisiyle Filistinleri kendilerine vaat edilen toraklar olduğuna inandıkları topraklardan atmak için teknolojik imkanlarla donatılmış olan silahlı güçlerine ekleyip, insan katliamı yapan İsrail'in kurucusunun da bir gazeteci olduğunu biliyor muydunuz, bilmem ama İsrail'in kurucusu Theodor Herzl adlı bir gazetecidir.
Yani bir ülke kuramazsam da ülkenin en kuzeyinde, gözden ırak bir durumda iken 30 yıl önceki haber ve yorumlarımla bir ilçenin İl olmasına büyük katkısı olan ve stk başkanlığım esnasında o İl'in İstanbul gibi bir kentte ve ülkede gündeme gelmesine çaba gösteren ve yine O kentin sorunlarının ülke gündemine gelmesi için yaptığım haber ve yorumlarla görevimi yapmaya devam eden bir gazeteci olarak benimde içinde bulunduğum gazeteciliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyor, anlamanızı istiyoruz.
Ve burada gelmek istediğimiz noktanın bu ülkede gazetecilerin baskı altında olduğunu anlatmaktır. Çünkü gerçek gazeteciler içinde bulunduğu ülkesinin, başta darbecilerin değil, ilim, bilim ışığında stk'ların, siyasilerin, aydınların kısaca daha güzel bir ülke umudu taşıtan insanların hazırladığı, halkın onayı ile hazırlanmış Anayasasının olmak üzere Adaletinin, İnsan Haklarının gerçek anlamda uygulanmasını isteyen ve bunun olması halinde bir ülkenin ayakta kalacağını anlatanlardır.








