• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • Ardahan
  • Gündem
  • Çıldır
  • Damal
  • Göle
  • Hanak
  • Posof
  • Spor
  • Video
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. FAKİR YILMAZ
  3. İnsan Memleketini Niye Sever?
Yayınlanma: 18 Ocak 2026 - 15:22

İnsan Memleketini Niye Sever?

18 Ocak 2026 - 15:22
Yorumlar
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
FAKİR YILMAZ
FAKİR YILMAZ
YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
İnsan Memleketini Niye Sever?

İlk gelenin; 'Yahu Siz Burada Nasıl Yaşıyorsunuz?' dediği biri demiryolu, 3 gümrük kapısı olan ama ithalatta, ihracatta sıfır çeken, demiryolu geçmesine rağmen Doğu Expreinin gelmesiği, trenlerin durmadığı, Antreponun kurulmadığı memlekettir Ardahan.. 
Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sordular:
Yahu siz burada nasıl yaşıyorsunuz? Buranın nesini seviyorsunuz? 
Evet, doğdugumuz, büyüyüp, ülkenin yanı sıra dünyanın her yerine serpildiğimiz Ardahan'da sorulan bu çok zor soruya cevap vermekte bir o kadar da zor bir durumdur... 
Peki,
İnsan memleketini niye sever? 
Başta sağlığın diğer illere sevkle yapıldığı, eğitimin sondan sıfır çektığı, sosyal hayatın soguktan insanı serumluk ettiği bu memlekette nasıl yaşarsınız  sorusuna verilecek tek cevap, 'Başka çaresi yoktur da ondan.' mı demek gerek?..
Bilmem ama biz biliriz ki; 'Bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir. Burayı seversen, burası dünyanın en güzel yeridir. Ama dünyanın en güzel yerini sevmezsen orası dünyanın en güzel yeri değildir.' diyen
Vizontele-Altan Erkekli adlı şair işte böyle diyor ve bize, biz Ardahanlılara sorulan soruyu böyle hemde adımıza cevaplıyor.. 
Evet, şair tam da bizi diyor, Ardahan’ı anlatıyor..
5 İlaveli, bir beldeki, 226 köyü en az 200'e yakın kazcı, sazcı stk'sı olan, İl olduğundan bu yana çantacı siyasilerin yönettiği değil, yerine getirmedikleri vaatlerle kandırdığı Ardahan’ın diğer bir sıkıntısı Ardahan’a gelen yabancıların adını duyduklarında ağlayan ama gelip, tanıdıktan sonra da üzülüp, ağlayarak gittikleri  Ardahan’ı bir türlü sevmemeleridir..
Be ‘Yahu siz burada nasıl yaşıyorsunuz?’ sorusunu sıkça sormalarıdır..
Halbuki Ardahan’da onun da memleketi, Kafkas sınırını bekleyen olduğunu unutur, anlamaz, bilmez.. Ve Ardahan’ın da aynı bu vatanın toprağı olduğunu da unutuverir..
Ve hep sorar, ‘Yahu siz bu memleketin neyini seversiniz?’ diye..
Gerçekten insan memleketini niye sever?
Hiç düşündünüz mü insan memleketini niye sever?
Ve neden birileri hep bu soruyu sorar?
Ve niye onlarda bu memleketi sevmezler?
Ama bu soruların cevabı yine o şair verir.. Tüm olumsuzluklara karşın başka çaresi yokta ondan olmasın mı?
Evet, birde ben, Ardahanlı olarak bir sorup, yazımı bitireyeyim..
Sizden hizmet bekleyen, ama gelip, gün doldurmaktan, rütbe, makam almaktan, resmi makam arabayla taşıdığınız eşinize iş bulmaktan, çocuğunuzu en iyi okulda okutmaktan öte bir iş yapmadığınız ve bulduğunuz ilk fırsatta kaçtığınız Ardahan'ı siz neden sevmediniz?!.
Lütfen cevap..

Erdevan-Erdexan..
Ha bu arada akıl danışmanlarımdan olan Rodi Baz abinin tarihini bir başka tarihi bakışla ele aldığı, Er Ardahan'ı da baz istasyonu bulmuşcasına bir de bu yönde tanıyalım.. Ve sevelim..
İşte o yazı..
TARİHİN TAHRİFİ...

(ARDAHAN/ERBUNİ)

Geçip giden bütün zamanların
büyülü tapınağıdır Ardahan
Ona ahdettim seni
Onda tanıyacaksın beni!

Çeşitli kaynaklarca yazılan Ardahan-Göle ve Hoçvan (Xoçwan) tarihi öteden beri ilgimi çekmiştir. Ardahan’lı olmam dolayısıyla, kökenimi araştırırken ilginç bulgulara rastladım.

Çoğu resmi kaynaklarda, Türk boylarınca kurulduğu iddia edilen Ardahan’ ın aslında Urartular tarafından kurulduğu bilinmesine rağmen, ısrarla Ardahan’ın “Arda” beyleri tarafında kurulduğu ve kalenin İskitler veya Kıpçak’lar-Kımer’ler tarafında yapıldığı iddia edilmekte. 
Oysa İskit’lerin barbar kabileler olduğu, Kıpçaklarınsa Kafkas kökenli göçebe aşiretler olduğu bilinmektedir. 
Göçebe aşiretler ve barbar kabilelerin böylesi mimari özellikleri olan yapılar inşa ettiği görülmemiştir. Zaten böylesi bir alt yapıya da sahip değillerdi. 
Bu mimari yapılara daha çok Selçuklular döneminde rastlanırken, bir kısım yapılara da revize edilerek uyarlanmıştır.

Dahası, bölgede etkili olan Pers’ler ve Med’lerin hâkimiyetinden hiç söz edilmezken, MS 12 yy kadar devlet olarak yaşamış olan Şeddadi Kürd devletinden de hiç bahsedilmemektedir. 
Bahseden kaynaklarsa Şeddadi’lerin de Türk boyu olduklarını iddia etmekteler.
Bir tarihçi olmadığım için, iddialarımı daha çok, bağımsız tarih araştırmacılarına, bölgenin etnitizesi ve değişik uygarlıkların yaşamasına dayandırmaktayım. 

Ardahan’ın yaklaşık olarak bilinen 2750 yıllık tarihinde Türk’lerin etkisi 10 ve 11 yy rastlamaktadır. Şeddadi’lerin yıkılmasıyla 1164 ler sonrası Türk’lerin egemenliğini iyice artırdığı gözlemlenmektedir.

Hiç şüphesiz bu tarihlerden önce de bölge çeşitli Türk boylarının akınlarına maruz kaldığı açıktır. Ancak, sözü edilen “Arda Türk’leri”nin hangi Türk boyu olduğu bilinmemektedir.
Sadece isminin Ardahan olduğundan yola çıkılarak “Arda” Beyliklerinin burayı kurduğu iddia edilmektedir. Oysa biz Ardahan’ın gerçek isminin “Erbuni” olduğunu tarihçilerden öğreniyoruz.

“Urartu kralı Menua’nın oğlu Argişti (786-764) genişleme politikasını sürdüren kral, Erzurum bölgesini kendi ülkesine katarak ülkesinin egemenliğini Sevan gölü kıyılarına kadar genişletti. 

Başkenti Malatya olan, Fırat boylarındaki Nirubu ülkesine bir sefer düzenledi. Buranın yerli halkından 30 bin kişiyi tutsak aldı. Hatti (Malatya) ve Supani (Elazığ) bölgesindeki altı bin savaşçıyla birlikte Ararat vadisindeki Erbuni (Ardahan) şehrinin kurulduğu yere götürdü. Götürdüğü tutsaklara Erbuni (Ardahan) şehrini kurdurdu.” (*)
Buradan da anlaşılacağı gibi Ardahan (Erbuni) şehri MÖ 786-764 yılları arasında kurulmuştur. Ayrıca kral Argişti’nin 20 yazıtta bunları belgelediğini biliyoruz. Sonraki yüzyıllarda şehrin ticaret merkezi durumuna gelmesiyle insanların konakladığı(xan) “han”larıyla (şehir dışından gelen insan ve hayvanların konakladığı yerler) ön plana çıkmıştır.
Bu yanıyla da ünlenen şehrin adı, bu özelliğini çağrıştıran “xan” sözcüğü eklenerek sırasıyla, Erdevan-Erdexan- ve Ardahan olarak günümüze geldiği anlaşılmakta.

Urartu’lar tarafında Kürt tutsaklara kurdurulan Erbuni Erdevan MS dan 5 yy kadar Bağratiler, Sasani’ler ve Roma imparatorluğunun egemenliğinde kalmıştır. 
MS 951 yılında da Şeddadi devletinin kurulmasıyla önemli bir ticaret merkezi haline gelen Erbuni, 20 yy kadar çeşitli halkların baskısına maruz kalmasına ve sık sık el değiştirmesine rağmen, yerli halkaların (Kürt ve Ermeniler) bölge siyasetinde aktif bir röle sahip olmasını önleyememiştir. 

Bilinen yazılı tarihten itibaren Kürt beyliklerinin bu bölgede oldukça etkili oldukları görülmektedir. Özellikle Ezdi inancına bağlı Kürt’lerin 11 YY’dan sonra bölgede denge unsuru olduğu anlaşılmaktadır. Hoçvan nahiyesinin de Göle’ye (Gol-Golê) bağlı olması, Göle’de etkili Kürt beyliklerinin olmasından kaynaklanmaktaydı. 
Bölgenin Şeddadi’lerden önce ve sonra Kürt beyliklerinin fiili denetiminde olması bölge güçlerinin dikkatini Kürt’lere çevirmiştir. 

Rus tarihçi Ayvarov, Kürt’lerin bölgede etkili bir güç olduklarını, Osmanlı Rus savaşlarında, etkilerinin tartışmasız olduğunu belirtmektedir. Dahası Göle ve Hoçvan’ın tamamının Kürt olması, Ardahan merkezinin Kürt’lerin dışında ki kesimlerden oluşması, tamamen savunmaya yönelik tedbirlerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Çeşitli etnik yapılara mensup bir çok halkın bir arada yaşadığı Ardahan, sırasıyla, Med’ler, Pers’ler, Urartu’lar, Romalılar, Slav’lar (Rus’lar) ve Türk’lerin denetimine girmiştir.

Firdevsi’nin Şehnamede belirttiği Turanî’lerin MÖ 4.-5. yy da kuzeyden sarkarak yağmalamalar yaptıkları biliniyor. Ancak, bölgenin siyasi ve idari yapısının değişiminde etkili olamamışlardır. Çünkü Yerleşik hayat geçmiş, güçlü kültürlerin karşısında etkili olamıyorlardı. Yağmaya dayalı sosyal yapıları olduğu için, ilhak gerçekleşmiyordu. Daha çok istilacı olarak hayat buluyorlardı.

Türk akıncılarının ekonomisi savaş ganimetine dayandığı için, mutlak birer savaşçı olarak yetişiyorlardı. Bu savaşçı özellikleri sayesinde, binlerce yıl yerleşik hayata geçmeden Güçlü devletlerle savaşmayı ve yenmeyi başardılar..

Türk boyları MÖ.4-5-ve 6 yy hazar kıyılarında dağınık olarak yaşamasına karşın, uzun soluklu akınlarla med-cezirler yaratarak bölge dengelerinde önemli bir güç olduklarını kabul ettirmişlerdir. Bölgeye egemen olmaları daha çok 10. yy’dan sonra gerçekleşecekti.

Ardahan’da sadece Türk’ler, Ermeni’ler, Pers’ler, Romalılar veya Kürt’lerin dışında Slav’ların da ciddi etkilerinin olduğu görülüyor.
Bölge, iklim ve coğrafik yapısı nedeniyle, fazla iştah kabartan bir özelliğe sahip olmadığı için, bir sıçrama tahtası olarak işlev görüyordu. 
Daha çok içlere doğru sızmak için bir cephe gerisi vazifesi görmekteydi. 

Bu yüzden sosyal bir hastalık olan işbirlikçilik zamanla bölgede güç dengelerine paralel olarak kalıtsal bir hastalığa dönüşerek, psiko-sosyal bir karakter kazandı. 
Bu da bölgenin bin yıllar sürecek olan bir belirsizliğe girmesine neden olmuştur.

Günümüzde bile bu özellikler sürmektedir.

Güce tapma!
Güçle gitme!
Bölge dikkatle incelendiğinde birçok farklı etnik yapılanmaların bu yönlü karakteri olduğu görülür.

1917 Ekim devrimiyle, Çarlık Rusya’sının denetiminde olan bu bölge hiç bir müdahale olmadan 1918 “Brestlitsvok” antlaşmasıyla Osmanlı’ya bırakılmıştır. 
Sözü edilen “milli şura hükümeti” aslında antlaşmanın tarafı olan Osmanlı yöneticilerinden başkası değildir. Ardahan aslında savaşlarla “düşman”dan alınmış değil. Çünkü Ardahan ne bir çete savaşı ile ne de Osmanlı-Rus savaş sonucu kazanılmamıştır!

Evdilê Gulîzarê, Beyaz Beg gibi irili ufaklı çeteler; mallarına mülklerine göz koydukları, Ermeni, Rum ve Malakanları sürgüne zorlayarak, öldürerek katlederek bölgeden çıkarmışlardı.
Ardahan tamamen, bölge ve dünyadaki siyasi gelişmelerin bir sonucu olarak, Sovyet Bolşeviklerince boşaltılmıştır. 

Tarihi tahrif etmek, dünyayı ve insanlığı yanlış yönlendirmektir. 
Tarihsel gerçekleri gün ışığına çıkarmak bağımsız tarihçilerin görevidir. 
Aydınların göreviyse tahrif edilmiş tarihe itiraz etmektir. 

Rodi Baz

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • KENDİ GEMİLERİNİZDEN HANİ HABER?.. - 05 Mart 2026
  • SAVAŞ VE GAZETECİLİK.. - 03 Mart 2026
  • KÜFÜR ETTİĞİN AMERİKA'NIN HELEKOPTERİNDE ÖLMEK OLUR MU?!.. -2 - 02 Mart 2026
  • Doğu Ekspresi değil, Durak ve Antrepo Ardahan'a Gelsin… - 01 Mart 2026
  • *KÜFÜR ETTİĞİN AMERİKA'NIN HELEKOPTERİNDE ÖLMEK OLUR MU?!.. - 01 Mart 2026
  • "Din ve dil empoze edilmediği gibi milliyet de empoze edilmemelidir.. - 27 Şubat 2026
  • Tokmakların vurduğu davulların sesini duymayanlar.. - 26 Şubat 2026
  • Gelinlere, eşlere İş bulma garantili memleket Ardahan.. - 25 Şubat 2026
  • Boğazlar boğazımız da, İstanbul kanalımız neyimiz?!.. - 24 Şubat 2026
  • Kurtaramadığımız Ardahan'ı Kurtarıyoruz.. - 23 Şubat 2026
  • HAYAT DEVAM EDİYOR İNATLAŞMA, PARDON İNŞAATLARDA!.. - 22 Şubat 2026
  • Hayırlı Devrimciler Ramazan'da Bir Araya Gelmiş!.. - 21 Şubat 2026
  • Vali Bey Bu Kapıdan İçeri Girdin mi? - 20 Şubat 2026
  • Sahara'dan Fatsa'ya bakış.. - 18 Şubat 2026
  • Sevgililer gibi günü de geride kaldı diye sevgiyi, barışı unutmayın.. - 18 Şubat 2026
  • İKTİDARIN, DEM'İN UNUTTURDUĞU DEMİRTAŞLAR BELASI.. - 16 Şubat 2026
  • 14 Şubatlar İnsanların, kadın, erkeklerin bir birbirlerini mutlu ettiği gün olsun… - 15 Şubat 2026
  • Saray Hastaneler, Adliyeler, Belediyeler.. - 14 Şubat 2026
  • Yerel, genel değil, dokunulmazlık arayan bürokratik seçimi.. - 12 Şubat 2026
  • Müdürden eşine ödül!, 100 Stk'dan, 100 Bin TL.. Ve bakanı değişen Adalet.. - 12 Şubat 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 67
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
Ardahan'dan Tarihi Zafer, Kars'ta İstifa Depremi
Mehmet Avşar
Ardahan'dan Tarihi Zafer, Kars'ta İstifa Depremi
FAKİR YILMAZ
FAKİR YILMAZ
KENDİ GEMİLERİNİZDEN HANİ HABER?..
Bünyamin Akbaba
ANLARSIN
Baran Yılmaz
Baran Yılmaz
Ardahan'a "Sevdalı" Olmak Bu Değildir!
Şeytan Kalesi Tarihçesi
Ardahan Efsaneleri
Şeytan Kalesi Tarihçesi
Çok Okunan Haberler
Ardahan’da Güzellik Sektörü Standartları Yükseltti
Ardahan’da Güzellik Sektörü Standartları Yükseltti
Ardahan Kan Kaybediyor: Nüfus 90 Bin Sınırına Geriledi!
Ardahan Kan Kaybediyor: Nüfus 90 Bin Sınırına Geriledi!
Vali Mehmet Fatih Çiçekli’den Turizmde Yeni Dönem!
Vali Mehmet Fatih Çiçekli’den Turizmde Yeni Dönem!
2026'da Egzoz Emisyon Cezası 35 Bin 936 TL'ye Dayandı
2026'da Egzoz Emisyon Cezası 35 Bin 936 TL'ye Dayandı
10. Çıldır Gölü Altın At Kristal Buz Festivali İptal Edildi
10. Çıldır Gölü Altın At Kristal Buz Festivali İptal Edildi
2026 Bursluluk Sınavı Takvimi Netleşti
2026 Bursluluk Sınavı Takvimi Netleşti
Ardahan’da Çocuklar İçin Büyük Adım: Kış Sporları Projesi Başlıyor!
Ardahan’da Çocuklar İçin Büyük Adım: Kış Sporları Projesi Başlıyor!
Ana Sayfa
Ardahan
Gündem
Çıldır
Damal
Göle
Hanak
Posof
Spor
Video
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Ardahan
  • Çıldır
  • Damal
  • Göle
  • Gündem
  • Hanak
  • Posof
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

www.anadoluhaber.gen.tr Ardahan Son Dakika Haberleri.

Yazılım: Tumeva Bilişim