Bugün 100 yaşına ramak kalan öğretmen Kazım Arıcı ile birlikte yapacağımız ve uydu üzerinden yayın yapan ulusal tv TEMPO TVye gitmeye hazırlanırken TRT başta olmak üzere tüm tv'lerin yaman öğretmen sevdalısı kesildiğini görüyor, duyuyor, izlemeye çalışıyordum. Halbuki bu ülkede öğretmenin olduğu gibi kayyumların
yeniden şok olan toplumun sorunları ile hiçte oralı olmayanlar olarak biliyor, tanıyordum, yine milliyetçiliği öne çıkarıp, 'Öğretmenlere anıt yapıldı..' haberini birinci haber olarak veren TRT ve diğerlerini izlemeye çalışırken..
Ve gündemin özetini almak için diğer yandan da ajanslara bakıyor, saçlarımı beyazlatan dertler gibi yeni bir derdin başta İstanbul'u olmak üzere ülkenin her tarafını beyaza boyayan karların yağdığını ve zamlanan doğalgaz ile birlikte kışın geldiği haberlerini de okuyordum.
Ve tv'lerde birlikte baktığım ajans haberlerinde ilk gördüğüm ise geçtiğimiz gün memleketim Ardahan'ın sınırında bulunan Türkgözü (Badele) isimli gümrük kapısı olan ama ithalat, ihracat olmayan Posof ilçesinde ajanslara ve benim başıma düşen saçma bir habere konu olanın öğretmen olduğunu öğrenince telefonunu bulup, aradım.
'KAFASINA ALDIĞI DARBEDEN ELMANIN CİNSİNİ BİLİYOR..' başlıklı saçma habere konu olan bu öğretmeni aradığımda bir öğretmenin vereceği cevaptan çok 'bu nasıl öğretmen olmuş?' sorusunu sorduran bir cevapla karşılaştığım öğretmeni dinlemektense 'kontörüme yazık' diyerek telefonu kapatırken numarasını aldığım dostuma 'Bu öğretmense ülkem ondan bu halde' deyip, hırsımı ondan çıkarıyordum.
Çünkü üniversite öğrencilerinin kaldığı yurdum olduğu gibi bir çok evin, iş yerinin hala doğalgaza kavuşmadığı, gümrük kapısı çalışmayan, bu gümrük kapısının önündeki en büyük engel olan dağı delecek olan Ulgar tüneli çalışmalarının kaplumbağa hızı ile yol
aldığı, BTC/BOTAŞ ve TANAP Doğalgaz Boru Hatlarının gözü önünden geçmesine rağmen doğalgazsız olan, devam eden göç nedeniyle boşalmaya devam eden ilçede İmam Hatip okulu dahil okulları ve köyleri boşalan, HES Barajının derelerindeki balıkları yok ettiği, köylüsünün banka borçları yüzünden tarlalarını ipotekle kaptırdığı ve bunlar kadar önemli olan dışı gibi içi de kırmızı olan elmasının ağaçlarda çürüdüğü Ardahan’ın Posof ilçesinde yaşayan bir öğretmendi bu habere konu olan.
Emekli bir öğretmen olan bir kişi kafasına vurulan elmayı görmeden rengini bildiği şeklinde bir haber ajanslara SON DAKİKA habere konu olmuş olan öğretmen emeklisi bugünün özetini ortaya koyuyordu.
Evet, aradığımda kendisini yer çekimini bulmuş Newton sanan ve 'He ben o elmaların içindeki çekirdeklerin hareketiyle o elmanın renginin ne olduğunu bilerem' diyen Posoflu öğretmen emeklisinin hem de 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesi ülkenin, ilçesinin, öğretmenlerin yaşadıklarıyla değil, o saçma habere konu olması bu ülkenin ve bu ülkenin önüne ışık saçması gereken öğretmenlerin özetini de ortaya koyuyordu adeta...
Kısacası Türkiye’nin 81 Vilayetinin 75. İlinde eğer eğitim son 30 yıldır sondan birinci geliyorsa ve öğretmenler bu konuda bir yazı, bir yorum, bir görüşte bulunmuyorsa sorun eğitim sisteminde değil, eğitimin Albayları olarak bize yutturulan öğretmen denilenlerdedir.
Çünkü bu memlekette eğer birileri 4+4+4'leri getirip, İmam Hatipleri çoğaltmak istiyorsa ve onlar bunu yaparken geleceğimize ışık tutan öğretmenler her konuda olduğu gibi buna da başım üzerine deyip, sisteme ayak uyduruyorsa bir sorun ve bir sıkıntı var demektir.
Çünkü toplumun önderleri, öğretmenleri eğer ses çıkarmayıp, susup, pısırıklaşarak, bana ne diyorsa o toplumdan bir şey beklemeyiniz.
Geçen yıllarda hayata göz yuman Posoflu Zakir Özyılmaz, Çıldırlı Kemal Gültekin öğretmenler gibi öğretmenlerin döneminde binlerce öğrencinin nasıl olup, hem de o dönemde sorunlarının çözümü için Posof kaymakamlığının önüne dökülebildiğini unutmuş, kabuğuna değil, Şehir Kulübünde kâğıt, fanti oyunu.. Günü oynamakla zaman geçiriyorsa bugünkü öğretmenler gününde veya yarından bir şey beklemeyiniz.
Çünkü, 'Bu ülkede yaşananlara duyarsızların başında onlar geliyor' dediğim öğretmenler susmuşsa ve kendi sorunlarından çok alakasız işlerle uğraşan onların öğrettiklerine bir şey diyemezsiniz.
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLAMIYORUM..
Türkiye'nin 81 Vilayetinin 75. İlinde eğer eğitim plakası gibi sondan birinci geliyorsa ve aydınlar, toplum önderi diye bilinen öğretmenler bu konuda bir yazı, bir yorum ya da bir görüşte bulunmuyorsa sorun eğitim sisteminde değil, eğitimin albayları olarak bize yutturulan öğretmen denilenlerdedir..
Çünkü bu memlekette eğer birileri 4+4+4 leri getirip, İman Hatipleri çoğaltmaktan başka bir şey yapmıyorsa ve biatçı, şükür üzerine bir toplum istiyorsa ve onlar bunu yaparken geleceğimize ışık tutan öğretmenler her konuda olduğu gibi buna da, 'başım üzerine' deyip, sisteme ayak uyduruyorsa bir sorun ve bir sıkıntı var demektir..
Çünkü bunca yaşananlara toplumun önderleri, öğretmenler eğer ses çıkarmayıp, susup, pısırıklaşıp, 'bana ne' diyorsa o toplumdan bir şey beklemeyiniz..
Geçen yıllarda hayata göz yuman Posoflu Zakir Özyılmaz, Çıldırlı Kemal Gültekin gibi öğretmenlerin döneminde binlerce öğrencinin nasıl olup, hem de o dönemde yani 'vatan-Millet'-Sakarya edalarıyla doldurulanların 'Bizim buralarda devletumuz ne derse başımız üzerine' deyip, ardından 'bizde miting, yürüyüş yapılamaz hatta bu işler komünistlerin, teröristlerin işi' dedikleri zamanda bile Posof ve Çıldır kaymakamlığının önüne dökülebildiğini unutmuş, kabuğuna değil, kahvehanelerde pişti, hoş gün oynamakla zaman geçiriyorsa bugün kü öğretmenler gününde veya yarından bir şey beklemeyiniz..
Çünkü öğretmenler susmuşsa onların öğrettiklerine bir şey diyemezsiniz..
Bu nedenle, bu isyanla öğretmenlerin gününü kutlamıyorum, bana ABC'yi öğretip, beni okutan öğretmenlerimin ellerinden öperken onları sadece anıp, onlara da sitem ederken..








