Amerikan medya kuruluşu, yazılım, veri ve medya şirketi Bloomberg daha yeni yayınladığı grafikte 12 ay içerisinde iç karışıklık yaşanması beklenen ülkeleri sıralamış ve Türkiye’yi liste başına koymuş.
Ve o bildik kızılca, kıyamet ve bu haberin altındakine, amacına, anlatmak istenene bakmadan saçma, salakça tepkiler arda arda gelmiş, gelmeye de devam ediyor.
Neymiş efendim.. 'Amerikan medyası Türkiye'yi hedef alan haberlerine bir yenisini daha ekledi. Bloomberg, Türkiye oldukça sakin günler geçirirken, 'iç karışıklık' çıkacak iddiasını ortaya attı.
Amerikan medya kuruluşu, yayınladığı grafikte G-20 ülkelerinde iç karışıklık çıkması ihtimaline yer verdi. 
Liste başına ise çok yüksek bir oranla Türkiye konuldu. Bloomberg'e sosyal medyada tepki yağdı.' diyerek geçiştirilen ve üzeri kapatılmak istenen bu iddianın ciddiyetine anlamak için aynı günlerde yapılan iç siyasetreki son açıklamalara bakmak gerek.
Dünyada her geçen gün biraz daha artan milliyetçiliğin ateşlendiği ve ülke içinde ki milliyetçi geçinip, bu milleti karşı karşıya getirenlerin bilerek veya bilmerek yaptıkları bir iki son açıklamaya baktığımızda, 'Kürt yoktur' diyen Ümit Özdağ'ı, Ali Koç'un kendisini ziyaretinde 17-25 Aralık saatiyle görünen Devlet Bahçeli'nin saatle ilgili açıklama yapacağına 8 Milyon oy alan DEM'e yeniden yüklenip, ortağı olduğu iktidarında 11 maaş alanları görmeyip, DEM milletvekillerinin, 'Maaşları ve hazine yardımı derhal kesilmeli ve AYM kapatılmalı' tezini yenilemesini görürsünüz.
Ve bana göre ülkeye gelenlere de bu milliyetçi, kafatasçı gözle bakanların bin bir insandan oluşan Amerika'nın dayandığı Anayasayla sağladığı iç barışı ile dünyaya hüküm ettiğini anlamayanların Amerika yayın organına veya İsrail'e cola dökeceklerine dumanı tüten iç ateşlere benzinle değil, su dökseler asıl milliyetçi, ülkesini seven, kardeşinin diline 'Bilinmeyen' demeyen, onun işine, hakkına ayak oyunları ile kondukları gibi kin ve nefretle bakmadıklarını da ortaya koyarlar ve bu yapıldığı takdirde Amerika ve diğer dış güçler denenler de avuçlarını yalar, kıçları üzerinde otururlar.. 
Bakın bunun en güzel anlatımı hiç bayatlamayan, toz tutmayan ve adeta bugünleri yazmış, kenara koymuş gibi güncel olan arşivimde bulduğum ve kukla bir atın gölgesini şahlanmış bir at olarak görenleri anlatmaya çalışan 'İÇTEN VURULMAK!..' başlıklı üç yıl önceki yazımda da anlatılmış.
İşte o yazı ve bu yazıda neyi anlatmak istediğimi anlamasını istediklerimin er geç takıldıkları içi boş milliyetçi, ulusalcı, kafatasçı havalarından vazgeçip, hatalarını anlamalarını isterken..
Neyse uzatmadan konumuzu anlatan bugünü bir kez daha anlatan üç yıl önce bugün yani 21 Ağustos'ta ele aldığım aşağıda ki yazımıza bırakalım..
İÇTEN VURULMAK!..
Afganistan'ın gerçeği olan ama bizde adına Kürt sorunu demektense terörist deyip, gerçekleri görmek istemediğimiz gibi Taliban'ın büyük direnişi ile geri döndüğü şu günlerde Afganistan gibi bir çok ülkenin, ailenin ve bin bir zorlukla ev kuran insanın içeriden vurulduğunu bir kez daha görmüş olduk.
Amerika ve 'kapitalizmin önde gelenleri' denen güçlerin "Demokrasi getireceğiz.." diyerek içeriden aldıkları destekle girdikleri Afanistan'ın yine bu güçler tarafından yani iç düşmanlarca terk edilip, dün terörist denen bugün ise iktidara gelen Afgan halkı destekli Taliban'a iktidarı teslim etmek zorunda kalmış ve Afgan halkının paralarını da uçaklara doldurarak kaçmışlardır.
Afganistan örnekli bir çok ülkeyi sayabileceğimiz şu dünyada insanların oluşturduğu ve her birinin kendisine göre birer devlet olan aileler arasında da yaşanır bu durum.
Her aile bireyinin iktidar kavgası verirken adeta iç düşmana dönüşüp, aileyi paramparça ederek düşman saldırılarına açık hale getirirler...
Bunun en bariz örneğini entrikalar merkezi olan Bizans'ta görmek gerekir..
Bol saraylı ve kendi iktidarı için kardeşinin başını kesen anlayışın yıktığı Osmanlı'da baş kaldıran Yeniçerileri anımsayarak...
Ermenilere Karabağ'ı kaptıran Elçibey-Aliyev iktidar yarışı gibi Libya'da ki aşiretlerin Irak ve Suriye'deki halkların, Afrika'daki siyah-beyaz yarışı ve buralarda yaşananları fırsata çevirip, iç çatışmalar çıkartarak kendi kanlarında boğulmalarına neden olan iç kavgalar dışardan gelenlere hep fırsat vermiştir.
Kısacası ağacın kurdunun kendi içinden olduğunu bizlere hatırlatan ata sözlerini es geçip, suçluyu dışarda aramak saflığından vazgeçerek Amerika'ya ve tayfasına kızmaktansa bu kapıyı açanların başını çekenlerin kendimiz olduğunu yani darmadağın olmuş devletlere ve ailelere bakmak yeter artar bile..








