Gün’e grip olmuş halimle yatağımda çıkıp, al acele giyinip, kozmik odalı ulusalcı tayfa dediğim beyaz CHP’lilerin “kayyum” mahkeme ve Tekin’in “Çağrı heyetiyiz” dediği tartışmalı İstanbul İl Binasına doğru yola çıkmakla başlıyorum.
Evden çıkıp ana caddeye vardığımda, ailenin büyüğü, babanın yarısı denen ama “babalık, sahiplik” edeceğine yeddi yabancı, hacizci moduna girmiş olan ve küçüğümüzden büyüğümüze, yani tüm aile fertlerine ard arda açtığı davalarla miras davasına girmiş olan avukat amcamın karşıdan geldiğini görüyor, bir hayli yaşlandığını görüp haline acısam da almayacağını bildiğim selamımı vermeyip yanından hızla geçiyorum.
Ve sabah sabah gerilsem de “yine de amcamdır” diyerek gerilmeden, germeden gazeteci meslektaşım Erkan Sarıkaya ile birlikte Ardahanlı hemşehrim Gürsel Tekin ile görüşmek için aldığımız randevuya yetişme adına önce Ardahan’ın yıllardır beklediği trenlerden olan Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki Marmaray’a, ardından başkanı ve başkanları Demitaş ve diğer siyasiler, gazeteciler gibi hapiste olan İBB’nin metrobüslerine, sonra da dün 35 yaşına ayak basan oğlum Doğu’nun da yönettiği, bahis ve iddialarla bir hayli tartışmalara konu olan maçların yapıldığı Galatasaray Stadyumu’nun yanında dakikalarca yürüyerek, yani sanki sabah sporu yapıyor, adeta çıkmaz sokakta olan bir yol güzergahında, otoban ile gökdelenler arasına sıkıştırılmış olan, önce tomar tomar para saymalarıyla sonra “5 bin polisle basıldı” denen, ardından “Genel Başkanının çalışma ofisi” levhası da olan tartışmalı CHP İstanbul İl Binasına giriyorum.
Bu arada bu yazımı da yolda yazıp, bölge derneklerini birilerine değnekçilik yapmakla ve “Market kartçıları…” şeklindeki bir hayli ağır söylem ve sözlerle eleştiren Ardahanlı Gürsel Tekin ile görüşmede edindiklerimizi sonraya bırakıp, sanalda gördüğüm bir haberi alıp üzerine kritik yapmaya başladığım yazıma yeniden devam ediyorum.
Geçtiğimiz hafta sonu sahaya çıkmamakla karşı karşıya iken, başta ben ve muhabir Baran olmak üzere üç beş kişinin samimi çabalarıyla Serhat Ardahanspor’un karşısına çıktığı sahada takımını 2-1 yendiği, Doğu Gümrük Kapısı yıllardır kapalı olan ama torunlarım Dağhan ile Rüzgar’ın babalarına, oğluma adını veren Doğu Expresi ile tanıtımına katkı sunulan Kars’ın, “dışarıya açılıp uçtuğundan haberdar mısınız?” diye sana, bu yazıyı okuyana soruyorum.
Çünkü Çin’den kalkan trenlerin her gün gelip geçtiği Çıldır’da yapılacak denilen ama bir yıl daha bitmek üzereyken bu yılda yapılmayan bir durak ve antrepo yüzünden durmadığı Ardahan, kendisiyle aynı gün vilayet olan Iğdır’da olduğu gibi bir havaalanı beklerken, Kars’ın dışarıya uçtuğunu haber alıyorum.
Hem de ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal olarak bir barışı getirecek olan Doğu kapısının değil, cennetin kapısını açacak anahtarlardan birinin olduğu söylenen, inanılan kutsal topraklara…
12 Eylül öncesi kalesine solcuların bayrak çektiği söylenen, başta Ermenistan olmak üzere Kafkasları, dünyayı selamlayan insanlık anıtının yıkılıp yerle bir edildiği Kars Havalimanı’na, adı verilen Harakani Havalimanı’nda 16 yıl sonra ilk dış hat uçuşu olduğunu görüyor, okuyorum.
“Kış sezonunun başlamasıyla birlikte Anadolu havalimanlarından kutsal topraklara yapılan uçuşlar artarken, Kars Harakani Havalimanı’nda tarihi bir gün yaşandı.
Freebird Airlines, bugün Kars’tan Cidde’ye özel bir sefer gerçekleştirerek 16 yıl aradan sonra havalimanından ilk dış hat uçuşunu yaptı. Uçuşta, bölgede yaşayan vatandaşlar kutsal topraklara ulaşma imkânı buldu.
Uçuş öncesinde Çelebi Hava Servisi ekipleri ve uçuş ekibi bu anlamlı günü hatıra fotoğraflarıyla ölümsüzleştirdi. Yetkililer, sezon boyunca Kars’tan kutsal topraklara düzenlenecek uçuşların devam edeceğini belirtti.”
Bu haberin yorumunu da siz, “Ardahan’a havaalanına gerek yok” diyenlere bırakıyorum.







