Öncelikle; Kalbinde vurduğu Hizbullah'ın İran'dan alacağı destek ile İsrail'e yapacağı saldırısının beklendiği şu günlerde yerlere, caddelere, sokaklara ve belediye gibi resmi kurumlara Kürtçe yazılan yazı ve levhalarla iç siyasette de bir hayli gergin günler yaşandığı çokta dillendirilmese de bu durumun Halay çekenlere müdahale, DEM'lileri gözaltına almakla devam ettiği ülkede önceliğin iç barış olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.
Ve AK Parti'nin mi, DEM'in mi bilmem ama ikisinin mutlaka bir masada oturup, çayla birlikte siyaseti demlemeleri gerekir diyorum.
Evet, parti ambleminde devletçiliği simgeleyen okun rengini değiştirmek istediğini ve bu simgenin yeşil ve mor rengi olacağını söylemesi başta ulusalcı tayfa olmak üzere hak, hukuk, dil, halayında içinde olduğu gelenek, göreneklere karşı olan geri kafalıların bu renklerin DEM Parti'nin ambleminde kullanılan renkler diye kızılca kıyamet koparıldığı bir ülkenin iç siyasetin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunda görülmelidir derim.
Bunu da son yerel seçimlerde 'Kent uzlaşması' adıyla DEM'in büyük desteğini alan ve yerelin yüzde 70'ni almayı başaran Özgür Özel'in CHP Genel Başkanı olur, olmaz saraya yaptığı ziyaret ardından 'Gölge Bakan'lar adıyla 'gölge' ortağı olduğu AK Parti'nin hatırlayıp, görmesini umarım.
Çünkü, 'Gölge Bakanlar' denen adla yanına aldığı CHP ile 22 yıllık iktidarını 27 yıla götürmeyi hedefleyen ve bundan da bir hayli başarılı olacağa benzer MHP; DSP; Vatan, BBP destekli AK Parti'nin en rahatsız olduğu partinin Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi yani yeni adıyla DEM olduğu bir gerçektir.
Çünkü, hep sorun çıkaran, önünü kesen, hızını azaltan bu partinin demokrasi, insan hakları ve eşitlik konusunda diğerlerinden daha samimi, daha keskin hatta radikal olması yani ülkenin mevcut siyasi konjonktürüne uygun olamıyor, uymuyor.
'Belki..' denerek adına barış süreci denen süreçte CHP başta olmak üzere diğer partilerin yapamadığın yaparak bu parti ile Diyarbakır'da 'Negri, Negri' türküsü eşliğinde kol kola girmeyi de deneyen ama o söylenen ama yüz yıldır hayata bir türlü geçirilemeyen gerçek anlamda ki demokrasi, insan hakları, dil ve eğitim eşitliği yani kısacası DEM'in ana söylemi olan 'Kürt Sorunu' konusunda ki samimiyetsizlik yüzünden beklenenin olmaması ve MHP ile girile iş birliği ile iplerin iyiden iyiye kopan DEM ile yeniden temasa geçilir mi?
Evet, 22 yıllık iktidarı süresince bir adım iler 4 adım geri diyerek devletin bütün kadrolarını tek tek ve emin adımlarla teslim alan AK Parti'nin önündeki tek engel DEM'dir diyen yazar/çizerler şimdi de AK Parti'nin arka kapılarda sürdüğü ileri sürülen DEM'i de teslim alıp, almayacağını tartışılmakta.
Ülke içindekilerin Suriye'ye çekildikleri bunun yanında 700'nün İsrail'i İran'dan koruma için başka alana kaydırıldığı söylenenlerin başta gelişen dron tekniği olmak üzere kale kollar, duvarlı sınır önlemlerinin arttırılması ile karşılıklı çatışma, vur/kaç taktiğinden vazgeçip, ülke dışında mevzilendiği bir süreçte mevcut iktidar AK Parti'nin seçim istenen iç siyasete olabilecek bir erken seçim öncesi DEM ile yeniden görüşüp, görüşmediği de tartışıla dursun 'Görüşmeliler' dediğim bu konu benimde üzerinde durduğum önemli bir konudur..
Çünkü 22 yıllık iktidarı boyunca kurumların büyük bölümünde yer edinen ve gün geçtikçe daha rahat hareket eden AK Parti'nin asıl amacının bu ülkeyi kendileri dışında kimsenin olmadığını söyleyip, kendi söyledikleri dışında başka düşünenleri 'ihanetçi, başkaldırıcı, hain, dinci' diyerek suçlayıp, istemeyen ulusalcılar başta olmak üzere sistemcileri kenara itme hesaplarına ulaşmak için önünde ki engelin en büyüğünün Kürt Sorunu dedikleri sorunda aceleci davranıp, ortamı gerdiği ileri sürülen DEM olduğunu bende sıkça belirtir, konuşur, tartışırım..
Bunun en son örneği de şu an i belediyeleri yerinde edecek, kayyum atatacak olan tahrikler olarak algıladığım yerlere Kürtçe trafik işaretleri yazma veya o gelişi güzel yerlerde seccadeyi sarıp, namaz kılanlar gibi halay çekenlerdir.
Evet AK Part'nin önünde tek engel , bir sorun varsa 'Hedi hedi' yi unutan, Öcalan'ın da gibi siyaseti bilmeyen DEM'dır..
İşte tamda burada AK Parti'nin eski adlarıyla HADEP;; HEDEP olan bugün kü DEM'e sertçe saldırısının tek nedeni de budur..
Bu nedenledir ki;, Havuz medyası ve basını her konuştuklarında, her yazdıklarında DEM'i yıpratıp, bitirme hesapları içine girmektedirler..
Ancak şunu hemen belirteyeyim AK Parti'nin ve öncekilerinin bu engeli aşmak için kullandığı demokrasi dışı taktik ve güçlerin, adalet mekanizmasının, mitin, basının DEM ve DEM'lilerle baş edemediğidir..
Çünkü taktik yanlış olan saldırı taktiğidir..
Bu ülkede yaşanan ekonomik sorun ve diğer var olan sorunların büyük bölümünün DEM ile kurulacak yeni bir barış süreci yada Dolmabahçe masası ile çözeceklerine inana anlayışın aynısının her iki tarafa da yarayacağını konuşan toplumun büyük kesimi hem AK Parti'den hem de DEM'in yelkenleri indirmelerini ve 'Görüşüyorlarsa arka kapılarda görüşmeye devam etsinler., yeter ki barış kardeşlik, huzur oldun' diyorlar.
Ve bu sürece devam ettirmek isteyen AK Parti'nin 'Yeni Anayasa Görüşmeleri' adı altıda DEM ile temasa geçme çalışmalarına ortağı MHP'nin kızıp, arada bir set demeçler vererek diş gösterdiğine de şahit olsakta içinde bulunduğu iktidar ortaklığı keyfini bozmamak için ger durmak zorunda kaldığını da göremeyen DEM'in yanı sıra AK Parti'nin de milliyetçi ve ulusalcı tarafların gazına gelip, bundan başarılı olacağına inanmadığım gibi aynı AK Parti'nin yapılacak olan bir seçimde eğer iktidarı kayıp ederse bunun birinci nedeni de DEM'lenemediği DEM olacaktır..
İnanmıyorsanız son yerel seçim sonuçlarına bakın derim.








