• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • Ardahan
  • Gündem
  • Çıldır
  • Damal
  • Göle
  • Hanak
  • Posof
  • Spor
  • Video
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Ardahan
  3. Yaşar Kemal'in izinden Doğu Yılmaz
Ardahan
Yayınlanma: 04 Nisan 2026 - 03:24

Yaşar Kemal'in izinden Doğu Yılmaz

Türk edebiyatının usta kalemi Yaşar Kemal’in 1952 yılında gerçekleştirdiği Ağrı Dağı tırmanışı, yalnızca bir keşif yolculuğu değil; insanın doğa karşısındaki sınavını anlatan güçlü bir anlatıya dönüşmüştü. Aradan geçen onlarca yılın ardından, bu kez aynı dağın kuzey rotasında bir başka hikâye yazıldı.Ardahanlı dağcı Doğu Yılmaz, 2024 yılında Ağrı Dağı’nın kuzey rotasından gerçekleştirdiği tırmanışıyla, yalnızca fiziksel bir zirveye değil; aynı zamanda edebi bir mirasa da dokundu.

Ardahan
04 Nisan 2026 - 03:24
Yorumlar
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Yaşar Kemal’in izinden Doğu Yılmaz

Yılmaz’ın tırmanışı, Yaşar Kemal’in kaleme aldığı Ağrı Dağı Efsanesi ile kurduğu derin bağ üzerinden anlam kazanıyor.

Efsanenin İçine Giren Bir Tırmanış

Yaşar Kemal’in satırlarında Ağrı; sert, acımasız ve insanı sınayan bir doğa olarak karşımıza çıkar. Aynı dağın kuzey rotasında ilerleyen Doğu Yılmaz da benzer duygularla karşı karşıya kaldığını ifade ediyor. 5030 metre civarında zirve platosunda geceleyen Yılmaz, bu anları “efsanenin içinde kalmak” olarak tanımlıyor.

Yılmaz’a göre bu tırmanış, klasik bir zirve hedefinden çok daha fazlasını içeriyor:

“Ağrı’da sadece yükselmiyorsunuz. Bir hikâyenin içine giriyorsunuz. Yaşar Kemal’in anlattığı o doğa, hâlâ aynı sertliğiyle karşınızda duruyor.”

Kuzey Rotası: Edebiyatın Gölgesinde bir Tırmanış

Hem Yaşar Kemal’in esinlendiği anlatılar hem de tarihsel olarak ilk çıkış rotası olarak bilinen kuzey hattı, bugün hâlâ en az tercih edilen ama en karakteristik parkurlardan biri olarak kabul ediliyor. 

Doğu Yılmaz’ın özellikle bu rotayı seçmesi ise bilinçli bir tercih.Bu tercih, yalnızca teknik bir rota seçimi değil; aynı zamanda geçmişle kurulan bir bağın ifadesi.

Dağcılık ve Edebiyatın Kesiştiği Nokta

Modern dağcılık çoğu zaman performans, süre ve zirve başarısı üzerinden değerlendirilirken, Doğu Yılmaz’ın yaklaşımı farklı bir perspektif sunuyor. Onun için Ağrı, bir “zirve” değil; bir “anlatı alanı”.

Yaşar Kemal’in 1952’de yaşadığı yorgunluk, baş dönmesi, doğa karşısındaki çaresizlik ve insanın kendi sınırlarıyla yüzleşmesi… Bugün hâlâ aynı dağda, aynı duygularla yaşanmaya devam ediyor.


Bir Zirve, İki Zaman

1952’de bir gazeteci-yazarın kaleminden dökülenler ile 2024’te bir dağcının objektifine yansıyanlar arasında şaşırtıcı bir benzerlik var: Doğa değişmiyor.
Yaşar Kemal’in “yürümek değil sürünmek” diye tanımladığı o yükseklik hissi, bugün de aynı gerçeklikle hissediliyor. Bu da Ağrı Dağı’nı yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda kültürel bir zirve haline getiriyor.


Sonuç: Ağrı Dağı Bir Dağdan Fazlası

Doğu Yılmaz’ın tırmanışı, sadece bireysel bir başarı değil; aynı zamanda edebiyat ile doğa arasında kurulan güçlü bir köprünün günümüzdeki yansıması.Ağrı Dağı, bir kez daha gösteriyor ki;bazı zirveler sadece çıkılmaz…yaşanır, yazılır ve yeniden anlam kazanır.

"Benim Dedem Yaşar Kemal’i savundu"

Doğu Yılmaz’ın Yaşar Kemal ile kurduğu bağ, yalnızca bir dağcının bir yazardan etkilenmesiyle sınırlı değil. Bu ilişki, çok daha derin, çok daha köklü bir geçmişe dayanıyor.Yılmaz’ın dedesi Avukat Casim Yılmaz, bir dönem Yaşar Kemal’in yargılandığı davada avukatlığını üstlenen isimlerden biri olarak tarihte yer alıyor. Bu detay, bugün Ağrı Dağı’nın kuzey rotasında atılan her adımı yalnızca fiziksel bir ilerleyiş olmaktan çıkarıp, adeta geçmişe uzanan bir yürüyüşe dönüştürüyor.Bu nedenle Doğu Yılmaz’ın Ağrı’ya yönelimi; sadece bir zirve hedefi değil, aynı zamanda bir hafızanın, bir duruşun ve bir savununun devamı olarak okunuyor.

Savunulan Sadece Bir Yazar Değil, Bir Anlayış

Yaşar Kemal’in eserlerinde yer alan Anadolu, doğa ve insan mücadelesi; yalnızca edebi bir anlatı değil, aynı zamanda bir duruşun ifadesiydi. Onun yargılandığı dönemde verilen hukuki mücadele de bu duruşun bir parçasıydı.Bugün Doğu Yılmaz’ın aynı dağın eteklerinde, aynı sert doğa koşullarında ilerlemesi; bu mirasın farklı bir biçimde sürdürülmesi anlamına geliyor.Bu, bir dağa çıkmaktan öte; bir hikâyeyi sahiplenmek, bir sesi taşımak ve bir mirası yaşatmaktır.

Edebiyatın Savunusundan Zirveye Uzanan Yol

Dededen toruna uzanan bu bağ, sembolik olduğu kadar güçlü bir anlam da taşıyor. Dün mahkeme salonlarında savunulan bir kalemin özgürlüğü, bugün dağın zirvesinde yeniden hayat buluyor.Doğu Yılmaz’ın tırmanışı bu yönüyle yalnızca sportif bir başarı değil;bir hafızanın devamı, bir bağlılığın ve vefanın somutlaşmış hali olarak dikkat çekiyor.

YAŞAR KEMAL’İN AĞRI TIRMANIŞI – AĞUSTOS 1952

Türk edebiyatının usta kalemlerinden Yaşar Kemal, Cumhuriyet Gazetesinde röportaj ve fıkra yazarı olarak çalıştığı 1952 yılının ağustos ayında (tırmanış tarihini tam olarak belirleyemedim) Nuh’un gemisini arayan bir grup Fransız’la birlikte Ağrı dağına tırmanış gerçekleştirmiş ve bunu Nuh’un Gemisi adı ile hikayeleştirmiştir.

Yaşar Kemal, 6 Ekim 1923 tarihinde Osmaniye'nin Hemite (günümüzdeki adı Gökçedam)  köyünde dünyaya gelir. Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli'dir. Küçük yaşta babası öldürülünce öksüz olarak büyür ve ancak ortaokul ikinci sınıfına kadar okuyabilir. Daha sonra çeşitli işlerde çalışarak hayatını kazanmaya çalışır. Askerlik sonrası İstanbul’a gelir ve 1951 yılında Abidin Dino’nun yardımıyla Cumhuriyet Gazetesinde röportaj ve fıkra yazarı olarak çalışmaya başlar.

Kutsal kitaplarda anlatılan Nuh Tufanı sonrası Nuh’un gemisinin Ağrı dağına oturduğu ve burada olduğuna dair inançlar, dağcıların yanı sıra, gemiyi aramaya çıkan yerli ve yabancı birçok ekibin Ağrı dağına olan ilgisini sıcak tutmuş; bu furyaya 1952 yılında Fernand Navarra başkanlığında bir Fransız ekipte katılmıştır. Yaşar Kemal’in Ağrı’ya tırmanışının hikayesi işte böyle başlar. Cumhuriyet gazetesi Yaşar Kemal’i; Anadolu Ajansı da Selahattin adında daha tecrübeli bir gazeteciyi Nuhun gemisini arama çalışmalarını izlemekle görevlendirmiştir.

Yaşar Kemal Fransız ekibiyle Doğubayazıt’ta buluşur. Ertesi gün gemiyi aramak için tırmanış başlayacaktır. Ancak gün içinde yağan yağmur ekibin fikrini değiştirir ve Ağrı’nın kuzeyine Ahora ve Küp gölü taraflarına gidilmesine karar verilir.

İkinci gün oldukça kalabalık bir ekiple Ağrı’ya doğru hareket edilir ve dağın eteklerinde ilk kamp kurulur. Ekipte Doğubayazıt kaymakamı da bulunmaktadır. Büyük sahra çadırlarında 10 kişi bir arada kalmaktadır. Ancak kamp alanında o kadar çok sivrisinek vardır ki, bütün gece uyuyamazlar. Yaşar Kemal bu sivrisinekleri “Çukurova’nın sinekleri buranın sineklerinin yanında sinekten bile sayılmaz. Uykudan geçtik artık. Şu sineklere parçalanmadan yakayı sıyırsak…..” diye anlatır hikayesinde.
Ekip, Ertesi sabah ortalık hafifçe aydınlanırken Eli köyünün yaylasına doğru harekete geçer. Sıcaktan dolayı ekibin çoğunluğu vücudunun üst tarafındaki giysileri çıkarmış, yarı çıplak bir şekilde tırmanışa devam etmektedir. Çıplak vücutlarda bir gece önceki sinek saldırısının izleri görülmektedir. Ekip üyeleri 5 saatlik bir tırmanış sonrası bir su başında kurulu yaylacıların çadırlarının bulunduğu Eli yaylasına ulaşılır. Burada verilen bir saatlik bir mola sonrası tekrar tırmanışa geçilir. Artık rota daha da dikleşmiştir. Yaşar Kemal bu bölgeyi “…dermanımız , gücümüz tükeniyor. Yokuş yukarı çık çık bitmiyor. Uzaktan biraz çekilebilir gibi görünen dağ, içine girdikçe umudu tüketiyor…” diye anlatmaktadır.
3500 metrelere gelindiğinde ekip üyeleri artık iyice yorulmuştur. Yaşar Kemal’de yükseklikten etkilenmiş; başı ağrımaya ve dönmeye başlamıştır. İkindi üzeri aşağılardan gelen bir kara bulut kümesi tüm ekibi içine alır ve hava birdenbire soğur. Önce hafiften bir yağmur, sonrasında tipi başlar ancak bu durum uzun sürmez ve kötü hava geldiği hızla ekibi terk eder.

Yükseldikçe zemin daha da kötüleşir. Artık iri kayaların yerine ufak ufak taşlar almıştır. (günümüzde çarşak diye isimlendirebileceğimiz) İkide bir de basılan yerlerden bir taş yığını aşağılara doğru akıp gitmektedir.
Bir süre bu koşullarda yükseldikten sonra ekip üyeleri nihayet kamp alanına ulaşır. Yaşar Kemal kamp alanının 4500 metrelerde olduğunu ve dilin damağı kurumuş, soğuktan tir tir titrer vaziyette, altı kurşun yemiş gibi sızlayan ayaklarla kamp alanına ulaştığını yazmaktadır hikayesinde. Kampın kenarında kar sularının oluşturduğu küçük bir dere akmaktadır. Çadırlar kurulur, her biri 2-3 battaniyeye bürünür ve ısınmaya çalışır. Yaşar Kemal geceyi “…hem uyunur, hem titrenir mi? Biz şimdi ikisini de yapmaya çalışıyoruz...” diye anlatır durumunu.
Ertesi sabahın erken saatlerinde battaniyelerin altından donmuş halde çıkar Yaşar Kemal. Ağrı’nın zirvesine gün vurmuştur. Ekip üyeleri hazırlanır ve 24 kişi olarak zirveye doğru harekete geçilir. Hava soğuktur ve Yaşar Kemal fotograf makinasını cebine yerleştirmiş, elleri ceplerinde tırmanmaya çalışmaktadır. Gözünü zirvenin altında görünen bir tepeyi kestirmiş, oraya kadar çıkıp geri dönmeyi planlamıştır. 

Her adımda baş ağrısı biraz daha artar ve neredeyse gözleri uykudan kapanır bir vaziyette tırmanmaya devam eder. “Neredeyse ayakta uyuyup kalacağım” diye yazmıştır hikayesinde. 4700 metrelere gelindiğinde hava iyice aydınlanmaya başlar. Ancak dünkü gibi yine kara bir bulut kümesinin gelmesiyle hava bozar ve tipi şeklinde kar yağışı başlar.
24 kişilik ekipte bulunan 8 asker hep öndedir ve onlar kolay ilerlemektedir. Yaşar Kemal gözüne kestirip, geri dönmeyi planladığı kayayı çoktan geçmiştir. Bu fırtına içinde kaymakam ve birkaç kişi geri dönmeye karar verir. Subaylar zaten masa başından kalkıp Ağrı’ya tırmanmak isteyen kaymakamın buraya kadar çıkabilmesini şaştıklarını söylemektedir.
Yaşar Kemal her adımda durup uzun uzun soluklanarak yükselmeye çalışmaktadır. Ancak verilen kısa molalarda bile uyuya kalmaktadır. Artık adım atacak hali kalmamıştır. “4700 metrelerde yürürken, yürürken diyorum, bakmayın lafıma, buna yürümek değil sürünmek denir….” diye anlatır halini yazısında.
Yaşar Kemal nihayet zirvenin altındaki düzlüğü görür. Rüzgar bütün şiddetiyle esmekte ve karları ekip üyelerinin yüzüne çarpmaktadır. Yaşar Kemal bu anları “…buraya nasıl geldim, neyle geldim, farkında değilim. Ama biliyorum ki, burası Ağrı’nın tepesidir…” diye anlatır. Öndeki askerlerin tek sıra halinde düzlükten zirveye doğru ilerlediklerini görür. İçinden onları takip edip, zirveye ulaşmayı istemektedir. Ancak adım atacak hali yoktur. Yanındaki arkadaşı Ramiz Egeli “Ha orası, ha burası.. Her yeri Ağrı’nın zirvesidir.” diye teselli eder. “Ama esas zirve orasıdır.” diye üzüntüyle cevap verir arkadaşına Yaşar Kemal. Bu arada askerler zirveye ulaşır, yanlarında getirdikleri bayrağı törenle zirveye diker.
Yaşar Kemal burada oturur kalır. Yorgunluktan inmeyi gözü kesmemektedir. Güya Şahap komutan ve zirveye giden askerleri beklemektedir. Sarhoş gibidir. Başı fır fır dönmektedir ve üzerine müthiş bir uyku hali çökmüştür. Ancak arkadaşı Ramiz ısrarla “inelim yoksa donup kalacağız” diye onu uyanık tutmaya çalışmaktadır. Yaşar Kemal oralı olmayınca Ramiz aşağılara doğru inmeye başlar. Yalnız kaldığında kısa bir süre kendinden geçen Yaşar Kemal, son bir gayretle ayağa kalkar ve aşağılara doğru kendini atarcasına –kendi ifadesine göre- hızla inmeye başlar.
Düşe kalka inişe devam ederler.
 

Zaman zaman bir kayanın üstüne oturup kalan ve uyuyan Yaşar Kemal’i Ramiz “akşam oluyor, gece soğuğu bizi öldürür, ayağa kalk” diye uyararak uyanık kalmasını sağlamaya çalışır. Yaşar Kemal, “aşağılara baktığımda buraya kadar nasıl çıktığıma şaşırıp kalıyorum. Öyle çok kayalıklar, taş tarlaları, vadiler, dereler geçmemize rağmen kamp çadırlarımız uzaklarda, erişilmez gibi görünüyor….” diye anlatır yazısında inişini.
İniş esnasında ikili çıktıkları yolu kaybeder ve kendilerini bir vadinin dik bir yamacında bulur. Sağa sola ilerlemek için çaba gösterirken bastıkları taşlarla beraber defalarca aşağılara doğru sürüklenirler. Her yanları yara bere içinde kalmıştır ve sızlamaktatır. Yaşar Kemal’in sağ elinin baş parmağından kanlar akmaktadır.
Aşağılarda bir düzlük görünmektedir ve bu düzlüğe içi karla dolu bir vadi inmektedir. İkili vadiye girip karın üstüne kendilerini bırakır ve hızla aşağıya doğru kaymaya başlar. Kar bittiğinde ayağa kalktıklarında her taraflarının; ayakkabılarının, pantolonlarının içinin karla dolduğunu görürler. Ancak yorgunluktan karı temizlemeye  güçleri yoktur ve bu halde kampa doğru ilerlemeye başlarlar. Yürüdükçe karla erir ve giysileri, ayakkabıları sırılsıklam olur.

Kampa yaklaşırken arkadan iki askerin, yürüyemeyen ve ayakları bükülü bir kişiyi kollarına girerek aşağıya indirmeye çalıştığını görür Yaşar Kemal ve kendi haline şükreder. Kampa gelir gelmez kendini çadıra atar. Bu arada “telsizin kurulduğunu ve haberi gazeteye yazdırabileceği” bilgisini umursamaz ve kendini uykuya bırakır.

Notlar : 
1.) Bu yolculuk, Yaşar Kemal’in ilk basımı 1970 yılında yapılan Ağrı Dağı Efsanesi kitabına esin kaynağı olmuştur.
2.) Yaşar Kemal’in Ağrı tırmanışını, Yapı Kredi Yayınlarında çıkan “Bu Diyar Baştanbaşa-1 Nuhun Gemisi” isimli kitapta okuyabilirsiniz.
3.) Bu kitabı bana hediye ederek, yazının hazırlanmasına vesile olan Tamer Tuganoğlu’na çok teşekkür ederim.

Yüksel ALPKAYA 
05 Ağustos 2023 - Ankara

Efsanenin İzinde Bir Yolculuk: Doğu Yılmaz’dan Ağrı’nın Kuzeyine Belgesel ve Rota Çalışması

Ardahanlı dağcı Doğu Yılmaz, Ağrı Dağı’nın en az bilinen ve en zorlu hatlarından biri olan kuzey rotasında gerçekleştirdiği tırmanışı, yalnızca bir zirve denemesi olarak bırakmadı; bu süreci görselleştirerek bir belgesel çalışmasına dönüştürdü.Yılmaz’ın hazırladığı YouTube videosunda, özellikle bölgenin karakteristik noktalarından biri olan Küp Gölü ve çevresi detaylı şekilde ele alınırken, izleyiciye sadece bir manzara değil; bir rota, bir mücadele ve bir deneyim sunuluyor.

GPS ile Kayıt Altına Alınan Bir Hat

Bu çalışma, klasik bir dağ videosunun ötesine geçiyor. Doğu Yılmaz, kuzey rotasını GPS verileriyle kayıt altına alarak bölgeye dair önemli bir eksikliği de doldurmuş oldu.Ağrı Dağı’nın güney hattına kıyasla çok daha az bilinen kuzey yüzü; yön bulma, rota takibi ve kamp planlaması açısından ciddi belirsizlikler barındırıyor. 

Yılmaz’ın oluşturduğu GPS rota kaydı, bu anlamda hem profesyonel dağcılar hem de keşif yapmak isteyen ekipler için referans niteliği taşıyor.

Küp Gölü: Sessizliğin ve Yalnızlığın Coğrafyası

Rotanın en dikkat çekici duraklarından biri olan Küp Gölü, hem coğrafi hem de atmosferik olarak farklı bir deneyim sunuyor. Yılmaz’ın çekimlerinde bu bölge, doğanın ham ve dokunulmamış haliyle öne çıkıyor.

Rüzgârın sesi, taşların dili ve yalnızlığın ağırlığı…

Küp Gölü, bu yolculukta sadece bir geçiş noktası değil; aynı zamanda zihinsel bir eşik olarak karşımıza çıkıyor.

Kuzey Rotası: Ağrı’nın Gerçek Yüzü

Ağrı Dağı’nın kuzey hattı, klasik rotalara kıyasla çok daha sert ve teknik unsurlar barındırıyor:    
•Uzun ve yorucu yaklaşım yürüyüşleri    
•Belirsiz ve işaretsiz parkurlar    
•Geniş çarşak alanlar (gevşek taş zemin)    
•Ani hava değişimleri    
•İzole ve destekten uzak kamp alanlarıBu rota, fiziksel dayanıklılığın yanı sıra ciddi bir mental direnç de gerektiriyor.

Doğu Yılmaz, bu süreci belgeselinde açık bir şekilde ortaya koyarken, dağcılığın yalnızca zirveye ulaşmak olmadığını; aynı zamanda doğayla yüzleşmek ve kendini tanımak olduğunu vurguluyor.

Bir Tırmanıştan Fazlası

Yılmaz’ın bu çalışması, sadece bir spor faaliyeti değil; aynı zamanda bir keşif, bir kayıt ve bir anlatı niteliği taşıyor.Kuzey rotasında atılan her adım, bilinmeyene doğru bir ilerleyiş…Her kayıt, geleceğe bırakılmış bir iz…Ve bu izler, Ağrı Dağı’nın hâlâ keşfedilmeyi bekleyen yüzünü ortaya koyuyor.

Kuzeyden gelen adamlar; 
Doğu Yılmaz, İmdat Aktı ve Kenan Karaduman

Bu zorlu tırmanışta Doğu Yılmaz’a iki dağcı daha eşlik etti. Ekibin diğer üyeleri İmdat Aktı ve Kenan Karaduman, Ağrı Dağı’nın kuzey rotasında gerçekleştirilen bu yolculuğun önemli tanıkları arasında yer aldı.

Zorlu arazi koşulları, uzun yaklaşım yürüyüşleri, çarşak zeminler ve ani hava değişimleriyle mücadele edilen parkurda, üçlü ekip uyum içerisinde hareket ederek süreci birlikte tamamladı.

 Özellikle rota takibi, kamp kurulumu ve iniş esnasında karşılaşılan riskli bölgelerde ekip dayanışmasının belirleyici olduğu gözlendi.İmdat Aktı ve Kenan Karaduman, bu tırmanış boyunca yalnızca fiziksel olarak değil, aynı zamanda karar süreçlerinde ve zor anlarda gösterdikleri destekle yolculuğun ayrılmaz bir parçası oldu.    

Doğu Yılmaz anlatıyor: “Bu sportif bir başarı değil, daha derin anlamları var”

Ardahanlı dağcı Doğu Yılmaz, Ağrı Dağı’nın kuzey rotasında gerçekleştirdiği tırmanışı yalnızca sportif bir faaliyet olarak görmediğini vurguluyor. Yılmaz’a göre bu yolculuk, çok daha derin bir anlam taşıyor: “Kuzey tırmanışı teknik olarak alpinist bir hamleydi. Ama işin derininde bu, bir romanın, bir felsefenin ve bir meydan okumanın atağıydı.”

Çocukluk yıllarında okuduğu Ağrı Dağı Efsanesi romanının kendisinde bıraktığı izleri anlatan Yılmaz, bu tırmanışı bir tür geri dönüş olarak tanımlıyor:“Ben o romanı sadece okumadım, yaşadım. Yıllar sonra o dağa çıktığımda aslında çocukluğuma, o sayfalara geri döndüm. Bu tırmanış benim için bir geri dönüştü.”Yılmaz, Türk edebiyatının büyük ustası Yaşar Kemal’e duyduğu bağlılığı ise şu sözlerle ifade ediyor:“Yaşar Kemal benim duygu dünyama imza atan bir isim. Onun anlattığı doğayı, o sertliği, o insan mücadelesini birebir yaşamak istedim. Belki de bu tırmanış, ona olan minnet borcumu ödeme çabasıydı.”Ağrı’nın kuzeyinde atılan her adımın yalnızca fiziksel bir ilerleyiş olmadığını belirten Yılmaz, bu süreci bir yüzleşme olarak tanımlıyor:“Orada sadece dağa karşı değil, kendine karşı da yürüyorsun. Her adımda hem doğayla hem geçmişinle hem de hayallerinle yüzleşiyorsun.”

Doğu Yılmaz: “Bu Tırmanışın Her Adımı 
Bilinçliydi”

Ardahanlı dağcı Doğu Yılmaz, Ağrı Dağı’nın kuzey rotasında gerçekleştirdiği tırmanışın detaylarını anlatırken, sürecin hem teknik hem de anlam boyutuna dikkat çekiyor.

“Kuzey tırmanışı benim için alpinist bir hamleydi ama aynı zamanda planlı bir rota çalışmasıydı. Bu yüzden sürecin tamamını GPS ile kayıt altına aldım. Hem Wikiloc hem de Polar üzerinden verileri mevcut. Yani attığım her adımın bir karşılığı var.”

Yılmaz, tırmanış boyunca yön disiplinine sadık kaldığını özellikle vurguluyor: “Kuzeyi tam olarak arkama alarak ilerledim. Bu benim için önemliydi. Çünkü bu hat, aynı zamanda Friedrich Parrot ve Khachatur Abovian’ın yürüdüğü tarihsel çizgiyi de ifade ediyor.”

Rotada zaman zaman yapılan yön değişikliklerinin ise bilinçli tercihler olduğunu belirtiyor:“Çocukken okuduğum Ağrı Dağı Efsanesi romanında geçen Küp Gölü’nü görebilmek için kısa bir kuzeybatı ve batı geçişi yaptım. Orayı görmek istedim. Bu, benim için sadece coğrafi değil, duygusal bir duraktı.”

Bu geçişin ardından tekrar ana hatta döndüğünü ifade eden Yılmaz, kamp planlamasını da detaylandırıyor:“Sonrasında tekrar tam kuzeye dönerek 3300 ve 4200 kamplarını kurdum. Süreç tamamen planlı ilerledi.”

Tırmanışın en dikkat çekici kısmı ise 5030 metreye kurulan kamp oldu: “5030 metrede, yani zirve platosunda 3. kampı kurdum ve yaklaşık 18 saat bu yükseklikte kaldım. Bu, alışılmışın dışında bir tercihti. Genelde bu irtifa geçiş noktasıdır ama ben orada kalmayı tercih ettim.”

Yılmaz, yapılan yorumlara ise kısa ve sakin bir şekilde yaklaşıyor: “Bu tarz işlerde herkes farklı değerlendirebilir. Ben yaptığım işe odaklandım, gülümsedim ve yoluma devam ettim.Ağrı Dağın’da ki bu çalışmam tarif etmek gerekirse “Amerikanın keşfi değildi belki ama aslında Amerikanın yeniden keşfiydi sanırım. Çünkü bu rota Türk Dağcılığı için bir sis perdesi adeta. Ben ve arkadaşlarım bu sis perdesini araladık ve ışığın geçmesini sağladık sanırım. Bunu sadece Türkiye’de bir kaç isim anlayabilir”

Son olarak bu tırmanışın kendisi için anlamını tek cümleyle özetliyor: “Bu sadece bir zirve değil, baştan sona derine doğru bilinçli yaşanmış bir yolculuktu.”

Son.

 

Derleyen Hayal Kılıç

2026/04/11656985441775262684.jpeg

Yılmaz'ın dedesi avukat Casim Yılmaz ve müvekkili Romancı Yaşar Kemal

2026/04/2111437591775262695.jpeg

Kuzey rotası üzerinde bir kayaya kazınmış İngilizce "Doğu Yılmaz buradaydı." yazısı

2026/04/8161532431775262700.jpeg

Yaşar Kemal'in 1952 yılında katıldığı Ağrı seferini kaleme alan Fransız bir dergi

2026/04/4547636121775262705.jpeg

21 Haziran 2024 tarihinde Kuzey Rotasından Ağrı Dağı zirvesine ulaşan Ardahanlı dağcı Doğu Yılmaz

2026/04/2017453391775262710.jpeg

Doğu Yılmaz'ın dünyada yaygın olarak kullanılan Wikiloc sitesine yüklemiş olduğu Kuzey Rotası'nın bir grafiği

2026/04/12394563341775262716.jpeg

Kuzey tırmanışında yer alan Iğdırlı Dağcı İmdat Aktı ve İnstagram açıklaması

2026/04/17937410381775262722.jpeg

Kuzey tırmanışında yer alan Iğdırlı Dağcı Kenan Karaduman ve Doğu Yılmaz

2026/04/5375268071775262731.jpeg

Romancı Yaşar Kemal'in Ağrı seferinin bir tasviri

https://www.youtube.com/watch?v=FiFlutI1iYQ&t=732s
  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
CHP’liler Milli Eğitim önünde pankart açtı
CHP’liler Milli Eğitim önünde pankart açtı
 “ARDAHAN LÜTUF DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR”
“ARDAHAN LÜTUF DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR”
Aylardır randevu alamıyordu, İncesu sayesinde görüştü
Aylardır randevu alamıyordu, İncesu sayesinde görüştü
FARUK DEMİR’İN VAATLERİ HAVADA KALDI
FARUK DEMİR’İN VAATLERİ HAVADA KALDI
ilan.gov.tr
Son Haberler
CHP’liler Milli Eğitim önünde pankart açtı
CHP’liler Milli Eğitim önünde pankart açtı
 “ARDAHAN LÜTUF DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR”
“ARDAHAN LÜTUF DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR”
Aylardır randevu alamıyordu, İncesu sayesinde görüştü
Aylardır randevu alamıyordu, İncesu sayesinde görüştü
FARUK DEMİR’İN VAATLERİ HAVADA KALDI
FARUK DEMİR’İN VAATLERİ HAVADA KALDI
Ardahan’da çocuklar 23 Nisan coşkusunu erken yaşadı
Ardahan’da çocuklar 23 Nisan coşkusunu erken yaşadı
Çok Okunan Haberler
"Şehir Sorunları Dururken Bu Atama Ne Kadar Anlamlı?"
 “ARDAHAN LÜTUF DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR”
“ARDAHAN LÜTUF DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR”
ARDAHAN F TİPİ CEZAEVİ'NDE OPERASYON
ARDAHAN F TİPİ CEZAEVİ'NDE OPERASYON
ARÜ’de “Kültürel Kimlik ve Milli Kültür” Söyleşisi Yoğun İlgi Gördü
ARÜ’de “Kültürel Kimlik ve Milli Kültür” Söyleşisi Yoğun...
Songül Çelik, Kadın Futbolunu ayağa kaldırıyor
Songül Çelik, Kadın Futbolunu ayağa kaldırıyor
Göle’de “Sokak Çocukları Günü”nde Anlamlı Farkındalık
Göle’de “Sokak Çocukları Günü”nde Anlamlı Farkındalık
Alihanoğlu’ndan İddialara Sert Yanıt:
Alihanoğlu’ndan İddialara Sert Yanıt:
Son Yorumlananlar
Doğunun Sessiz Hazinesi Ardahan Keşfedilmeyi Bekliyor
Doğunun Sessiz Hazinesi Ardahan Keşfedilmeyi Bekliyor
Şampiyonluk Maçı Tartışmalarla Yarıda Kaldı
Şampiyonluk Maçı Tartışmalarla Yarıda Kaldı
Ardahanlı Bakkallar Direniyor
Ardahanlı Bakkallar Direniyor
Şampiyonluk Maçı Tartışmalarla Yarıda Kaldı
Şampiyonluk Maçı Tartışmalarla Yarıda Kaldı

Ana Sayfa
Ardahan
Gündem
Çıldır
Damal
Göle
Hanak
Posof
Spor
Video
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Ardahan
  • Çıldır
  • Damal
  • Göle
  • Gündem
  • Hanak
  • Posof
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

www.anadoluhaber.gen.tr Ardahan Son Dakika Haberleri.

Yazılım: Tumeva Bilişim