Genç Gazeteci Adayı Yunus Emre Yüksek Eski Büyükelçi ve Yenilik Partisi Kurucu Başkanı Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ile görüştü. Yılmaz, Türkiye’nin gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Mevcut Türk dış politikasını fiyasko olarak değerlendiren Öztürk
Yılmaz, ‘Suriye’de Putin’in askerlerimizi şehit ettirdikten sonra özür dilemesi gerekirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Moskova’ya giderek kapıda bekletilmesine’ değindi, devamındaysa ‘Biden’dan randevu alabilmek için girişilmiş uğraşların aslında kamuoyuna güçlü görünebilmek adına olduğunu söyleyerek, karşılığında ‘Amerika’ya ne PKK ile ilgili mücadelede bulundurabiliyor, ne FETÖ’yü iade ettirebiliyor ne de Halkbankası davasını durdurabiliyor, sözgelimi elimizden giden Papaz (Brunson) oluyor’ dedi. AKP’nin siyaseti üniter yapıya zarar veriyor.. Kurum tabelalarından TC ibaresinin kaldırılmasına değinen Yılmaz, öğrenci andına da düşman olunmasından bahsetti, ayrıca Türk milleti yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘milletim’ diye seslenişine ‘Kim, hangi millet?’ diyerek tepki gösterdi, devamında ise Türkiye’nin sonunu getirecek Cumhur ve Millet ittifaklarından vatandaşların kurtarılması gerektiğini, ülke ve halk adına yeni bir çatı oluşturma mücadelesi verdiğini ifade etti
Bu rezilliğe son vermek için Yenilik Parti’sini kurduk Yenilik Partisi’nin yirmi aylık süreçte Türkiye çapında örgütlenmesini tamamlayacağını belirten Yılmaz, iktidar ve muhalefetin birbirlerinin kopyası olduğunu, böyle bir durumda Yenilik Partisi olarak değişimi üstlendiklerini, çıktıkları bu yolda vatandaşların kendilerine gösterdiği teveccühleri belirtirken şimdiden isminin cumhurbaşkanlığı adaylığına yakıştırıldığını da ifade etti
Öztürk Yılmaz’dan Başkanlık sistemi tarifi Millet İttifakı’nın ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi’ ve Cumhur İttifakı’nın ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birbirine benzediğini belirten Öztürk Yılmaz, sistemin A’dan Z’ye düzeltilmesi gerektiğini belirtti, olması gereken Başkanlık sistemi hakkında da konuşan Yılmaz, kuvvetler ayrılığının olduğu Cumhurbaşkanının yargı ve atama yetkisinin bulunmadığı, parlamentoya siyasi baskı gücünün olmadığı ve kendisiyle beraber hükümetinin de denetlenebilir olduğu sistem başkanlık sistemidir, buna başkanlık sistemi denir, dedi.
Mevcut Türk dış politikasını fiyasko olarak değerlendiren Öztürk
Yılmaz, ‘Suriye’de Putin’in askerlerimizi şehit ettirdikten sonra özür dilemesi gerekirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Moskova’ya giderek kapıda bekletilmesine’ değindi, devamındaysa ‘Biden’dan randevu alabilmek için girişilmiş uğraşların aslında kamuoyuna güçlü görünebilmek adına olduğunu söyleyerek, karşılığında ‘Amerika’ya ne PKK ile ilgili mücadelede bulundurabiliyor, ne FETÖ’yü iade ettirebiliyor ne de Halkbankası davasını durdurabiliyor, sözgelimi elimizden giden Papaz (Brunson) oluyor’ dedi. AKP’nin siyaseti üniter yapıya zarar veriyor.. Kurum tabelalarından TC ibaresinin kaldırılmasına değinen Yılmaz, öğrenci andına da düşman olunmasından bahsetti, ayrıca Türk milleti yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘milletim’ diye seslenişine ‘Kim, hangi millet?’ diyerek tepki gösterdi, devamında ise Türkiye’nin sonunu getirecek Cumhur ve Millet ittifaklarından vatandaşların kurtarılması gerektiğini, ülke ve halk adına yeni bir çatı oluşturma mücadelesi verdiğini ifade etti Bu rezilliğe son vermek için Yenilik Parti’sini kurduk Yenilik Partisi’nin yirmi aylık süreçte Türkiye çapında örgütlenmesini tamamlayacağını belirten Yılmaz, iktidar ve muhalefetin birbirlerinin kopyası olduğunu, böyle bir durumda Yenilik Partisi olarak değişimi üstlendiklerini, çıktıkları bu yolda vatandaşların kendilerine gösterdiği teveccühleri belirtirken şimdiden isminin cumhurbaşkanlığı adaylığına yakıştırıldığını da ifade etti
Öztürk Yılmaz’dan Başkanlık sistemi tarifi Millet İttifakı’nın ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi’ ve Cumhur İttifakı’nın ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birbirine benzediğini belirten Öztürk Yılmaz, sistemin A’dan Z’ye düzeltilmesi gerektiğini belirtti, olması gereken Başkanlık sistemi hakkında da konuşan Yılmaz, kuvvetler ayrılığının olduğu Cumhurbaşkanının yargı ve atama yetkisinin bulunmadığı, parlamentoya siyasi baskı gücünün olmadığı ve kendisiyle beraber hükümetinin de denetlenebilir olduğu sistem başkanlık sistemidir, buna başkanlık sistemi denir, dedi.















